VAAZ 2021.04.25

Markos 15:1-5 İsa, Vali Pilatus’un Önünde

1 Sabah olunca başkâhinler, ileri gelenler, din bilginleri ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri bir danışma toplantısı yaptıktan sonra İsa’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler.

2 Pilatus O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu.

İsa, “Söylediğin gibidir” yanıtını verdi.

3 Başkâhinler O’na karşı birçok suçlamada bulundular. 4 Pilatus O’na yeniden, “Hiç yanıt vermeyecek misin?” diye sordu. “Bak, seni ne çok şeyle suçluyorlar!”

5 Ama İsa artık yanıt vermiyordu. Pilatus buna şaştı.

  • Geçtiğimiz haftadan hatırlayacağız, yüksek kurul sırf İsa’yı hemencecik yargılayıp ölüm kararı vermek için kendi içindeki en azından 5 kuralı ihlal etmişti: 1) gece toplanmaları yasaktı 2) herhangi bir Yahudi bayramında toplanmaları yasaktı 3) yalancı tanık aramaları yasaktı 4) beraat kararı hemen verilebilirdi ama mahkumiyet kararı için 1 gece geçmesi gerekiyordu 5) “yontma taş binası”nda toplanmadıkları sürece aldıkları kararlar hükümsüzdü
  • Bir alt başlık atlıyoruz çünkü birkaç hafta önce, Petrus’un İsa’yı nasıl inkar ettiğini okumuştuk. Horoz iki kez ötmeden, Petrus İsa’yı 3 kez inkar etti.
  • Şimdi sabah oldu ve kurul tekrar toplandı. Yasadışı olan eylemi yasal hale getirmeye çalışıyorlar. Bu “danışma toplantısı”ndan sonra da İsa’yı bağladılar ve Pilatus’a teslim ettiler
  • Pilatus’un sorusu ilginçtir, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diyor. İsa’yı şu ana kadar suçladıkları eylem, Tanrı olduğunu ileri sürüp Tanrı’ya küfretmekti. Ama şimdi iş bir ileri boyuta taşınıyor. İşin içine isyankarlık ve hainlik suçu da giriyor.
  • Belli bir kralın yönettiği bir ülkede başka bir kişi çıkıp da kral olduğunu iddia ediyorsa, bu hoş karşılanmayacaktır. Yani en azından din bilginleri, Ferisiler ve ileri gelenler böyle düşünüyorlardı.
  • İsa Pilatus’a “Söylediğin gibidir” dedi. Evet, kral olduğunu kabul etti.
  • Başkahinler başka birçok suçlamada daha bulundular. Pilatus İsa’nın kendisini savunmasını bekliyordu, ama İsa yanıt vermiyordu ve Pilatus buna çok şaşırmıştı.

Markos 15:6-15 İsa Ölüm Cezasına Çarptırılıyor

6 Pilatus, her Fısıh Bayramı’nda halkın istediği bir tutukluyu salıverirdi. 7 Ayaklanma sırasında adam öldüren isyancılarla birlikte Barabba adında bir tutuklu da vardı. 8 Halk, Pilatus’a gelip her zamanki gibi kendileri için birini salıvermesini istedi.

9 Pilatus onlara, “Sizin için Yahudiler’in Kralı’nı salıvermemi ister misiniz?” dedi. 10 Başkâhinlerin İsa’yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu. 11 Ne var ki başkâhinler, İsa’nın değil, Barabba’nın salıverilmesini istemeleri için halkı kışkırttılar.

12 Pilatus onlara tekrar seslenerek, “Öyleyse Yahudiler’in Kralı dediğiniz adamı ne yapayım?” diye sordu.

13 “O’nu çarmıha ger!” diye bağırdılar yine.

14 Pilatus onlara, “O ne kötülük yaptı ki?” dedi.

Onlar ise daha yüksek sesle, “O’nu çarmıha ger!” diye bağrıştılar.

15 Halkı memnun etmek isteyen Pilatus, onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.

  • Pilatus, her Fısıh bayramında halkın istediği bir tutukluyu serbest bırakıyordu. Bu gelenek tahmin edebileceğimiz gibi aslında politik bir olaydır. Bu şekilde halkı memnun etmek istediğini ve sonuçta yönetiminde olan halkı ve bölgeyi başarılı bir şekilde yönetmek için bunu yaptığını anlayabiliriz.
  • Tamam, Barabba adında bir tutuklu var. Bu adam, ayaklanma sırasında adam öldüren isyancılarla beraber. Yani mevcut yönetime karşı ayaklanmış, isyan etmiş ve yakalanmış.
  • Pilatus ise başkahinlerin, İsa’yı kıskandıklarından dolayı O’nu hainlikle suçladıklarının farkındaydı. Bu yüzden onlara, bahsedilen geleneğine uygun olarak İsa’yı salıvermeyi önerdi. Ama başkahinler oradaki halkı da İsa’ya karşı kışkırtıyorlardı.
  • Platus İsa’yı ne yapacağını sorduğunda ise “O’nu çarmıha ger” diye bağırdılar. Ne enteresan! Çünkü Pilatus “O ne kötülük yaptı ki?” diye soruyor, ama verebilecekleri hiçbir cevap yok. Sadece tekrardan “O’nu çarmıha ger” diye bağırdılar.
  • Sonunda Pilatus onların dediğini yaptı. Çünkü halkı memnun etmeye istekliydi. Barabba salıverildi ve İsa önce kamçılandı, sonra da çarmıha gerilmesi için askerlere teslim edildi.
  • Şu da ironiktir ki, İsa’ya yönelttikleri Roma’ya karşı isyancılık ve hainlik suçlamalarını gerçekten işlemiş olan Barabba serbest bırakılırken, aslında tamamen suçsuz olan İsa aynı suçtan ölüme mahkum edilmiş oldu.

Markos 15:16-20 Askerlerin İsa’yı Aşağılaması

16 Askerler İsa’yı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar. 17 O’na mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler. 18 “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyerek O’nu selamlamaya başladılar. 19 Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı. 20 O’nunla böyle alay ettikten sonra mor giysiyi üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germek üzere O’nu dışarı götürdüler.

  • Evet, bu bölümler üzerinde düşünürken ve konuşurken gerçekten duygulanmamak elde değil. İnsanların son bir gündür İsa’ya neler yaptığını görüyoruz. Bunları kime yapıyorlar? Bu davranışları yaptıkları aynı İsa, İbraniler mektubunun girişinde şöyle tanıtılıyor:

İbraniler 1:1-4 1 Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. 2 Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir. 3 Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu. 4 Meleklerden ne denli üstün bir adı miras aldıysa, onlardan o denli üstün oldu. İsa kimdir?

  • Tanrı’nın, aracılığıyla insanlığa seslendiği kişi
  • Tanrı’nın, her şeye mirasçı kıldığı kişi
  • Tanrı’nın, aracılığıyla evreni yarattığı kişi
  • Tanrı’nın yüceliğinin parıltısı
  • Tanrı’nın varlığının öz görünümü
  • Güçlü sözüyle her şeyi devam ettiren
  • Günahlardan arınmayı sağlayan
  • Yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturan
  • Meleklerden üstün bir adı miras alan ve onlardan üstün olan kişidir.

Bu kişi iman ettiğimiz İsa’dır. Bu İsa son 24 saatte neler yaşadı?

  • Dostlarından 1 saat kendisi için uyanık kalmalarını istedi ama dostlarından bu sadakati göremedi
  • Yine dostlarından birisi tarafından ihanete uğradı, ele verildi
  • Tüm dostları kaçtı ve yalnız bırakıldı
  • Bağlandı
  • Suçlandı ve iftira atıldı
  • Üzerine tükürüldü
  • Gözleri bağlandı
  • Yumruklandı
  • Peygamberliğiyle alay edildi
  • Nöbetçiler tarafından aralarına alınıp tokatlandı
  • İnkar edildi
  • Suçlandı, kendini savunmadı
  • Gerçekten suçlu olan kişi salıverilirken kendisi ölüme mahkum edildi
  • Kamçılandı ve çarmıha gerilmek için askerlere teslim edildi
  • Kendi giysilerinin yerine mor bir giysi giydirildi
  • Dikenlerden bir taç örülüp başına geçirildi
  • “Yahudilerin Kralı” diye selamlanarak krallığıyla ilgili alay edildi
  • Başına kamışla vuruldu, üzerine tükürüldü, diz çökülüp önünde yere kapanılarak alay edildi
  • Kendi giysileri tekrar giydirildi ve çarmıha gerileceği yere götürüldü
  • İsa gerçekte kimdi, ve nelere maruz kaldı?
  • Bir gün Hristiyan olmayan bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Kendisi hiçbir zaman Hristiyan olmadı ama İncil’i okumuş ve bilgili bir kişidir. Onunla dertleşiyorduk, aslında ben ona dertlerimi anlatıyordum. Epeyce bir süre beni dinledi. Sonra bir noktada sözümü kesti. “Uğur” dedi. “Sen Hristiyansın, İsa’yı takip ettiğini söylüyorsun. Hayatını İsa’nın öğretilerine göre yaşadığını ve O’nu örnek aldığını söylüyorsun. Ama geldiğimizden beri bana ne kadar dertli olduğundan yakınıyorsun. Ne zannediyordun? İsa bu kadar sıkıntıyı yaşadıktan ve öğrencilerinin de benzer sıkıntıları yaşayacağını söyledikten sonra, mutlu mesut, dertsiz tasasız bir hayat geçireceğini mi zannediyordun?” İman hayatlarınızda Tanrı’ya karşı mahcup olduğunuz anlar oldu mu?  
  • O zamandan beri bu konuda düşünürüm. Çok haklıydı. Bir yandan Hristiyan olduğumu söylüyordum, ama diğer yandan da Hristiyan olduğumdan dolayı sıkıntı geldiğinde söyleniyordum ve sıkıntıdan kaçmaya çalışıyordum.
  • İsa’nın kim olduğunu, O’nun yüceliğine rağmen bu dünyaya gelip, insanlar tarafından ne sıkıntılar çektirildiğini unutuyordum. Günahsız olmasına rağmen, çarmıhta ölerek günahlarımızın bedelini ödediğini unutuyordum.
  • Tanrı her birimizin hayatında farklı çalışır. Hayatınızda mutlu olamazsınız, ya da mutluysanız yeterince Hristiyan değilsiniz demeye çalışmıyorum. Ama hayattaki ana amacımızın ne olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
  • Bu hafta şu ayet ile birbirimiz için dua ettik: İbraniler 12:3 Yorulup cesaretinizi yitirmemek için, günahkârların bunca karşı koymasına katlanmış Olan’ı düşünün.
  • Elbette biz İsa değiliz, ama Tanrı’nın amacı bizi O’nun benzerliğine dönüştürmektir. O’nu takip etmeliyiz. Mutlu olmak ana amacımız olmamalı. Bazı insanlar artık mutlu olmaya çalışmak eyleminin kendisinin insanları daha mutsuz hale getirdiğini düşünüyorlar. Mutluluğu takip etmek insanı mutsuzluğa götürür, İsa’yı takip etmek insanı sonsuz mutluluğa ve göksel esenliğe götürür.
  • Görsel. Markos 10:15 Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği’ni bir çocuk gibi kabul etmeyen, bu egemenliğe asla giremez. Bu resim çocuğun yüreğini gösteriyor. İman hayatlarımızda yapmamız gereken budur: İsa’yla olmak, O’nu takip etmek, O’na daha çok benzemek.
  • İsa’nın takipçileri olarak, sıkıntılarda da O’nu hatırlamalı ve örnek almalıyız.
  • O zaman uğrumuza çekmiş olduğu tüm bu sıkıntılar için şimdi hep birlikte Rab’be şükredelim. Bu konuda dua ederek vaazı sonlandırmış olalım.
https://images.app.goo.gl/umxK5XTzg8n6NJYw8

VAAZ 2021.04.18

Markos 14:43-52 İsa Tutuklanıyor

43 Tam o anda, İsa daha konuşurken, Onikiler’den biri olan Yahuda çıkageldi. Yanında başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı bir kalabalık vardı. 44 İsa’ya ihanet eden Yahuda, “Kimi öpersem, İsa O’dur. O’nu tutuklayın, güvenlik altına alıp götürün” diye onlarla sözleşmişti. 45 Gelir gelmez İsa’ya yaklaştı, “Rabbî” diyerek O’nu öptü. 46 Onlar da İsa’yı yakalayıp tutukladılar. 47 İsa’nın yanında bulunanlardan biri kılıcını çekti, başkâhinin kölesine vurup kulağını uçurdu.

48 İsa onlara, “Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya geldiniz?” dedi. 49 “Her gün tapınakta, yanıbaşınızda öğretiyordum, beni tutuklamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oldu.” 50 O zaman öğrencilerinin hepsi O’nu bırakıp kaçtı.

51 İsa’nın ardından sadece keten beze sarınmış bir genç gidiyordu. Bu genç de yakalandı. 52 Ama keten bezden sıyrılıp çıplak olarak kaçtı.

İsa Getsemani’de dua etmişti. Öğrenciler O’nunla birlikte 1 saat uyanık kalamamışlardı. İsa, “41 … Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz? Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor. 42 Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!”

İşte tam İsa bunları söylerken Onikiler’den biri olan, son yıllarını İsa’yla beraber geçirmiş olan öğrenci Yahuda çıkageldi. Yalnız da gelmedi. Yanında başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı bir kalabalık vardı. Dikkat edelim, kılıçlı sopalı kalabalık, kim tarafından gönderilmiş? Zaten en baştan İsa’ya bir suçlu gibi davranıyorlardı, şimdi O’nu kaba kuvvetle yakalamak istiyorlar.

Yahuda onlarla sözleşmişti. İşaret şuydu: “Kimi öpersem, İsa O’dur. O’nu tutuklayın, güvenlik altına alıp götürün.” “Rabbi” diyerek İsa’yı öpünce, İsa’yı yakaladılar. Burada “öpmek” ifadesinin orijinali, Grekçede “kataphileō” şeklinde. Bu kelimenin orijinal anlamı ise, “tekrar eden şekilde öpmek.”

İngilizcede “Judas kiss” diye bir deyim var. (Görsel). Türkçesi ile “Yahuda öpücüğü.” Şuna benzer durumlarda kullanılır: Dışarıdan bakıldığında dostça görünen, ama aslında zarar vermek niyetiyle yapılan davranışları açıklamak için. Çünkü Yahuda’nın yaptığı buydu. Yahuda’nın en büyük talihsizliği ise, bunu “Başlangıçtan beri var olan, Tanrı’yla birlikte olan ve Tanrı olan, her şeyin kendi aracılığıyla var olduğu, var olan hiçbir şeyin O’nsuz olmadığı” Tanrı’nın sözüne karşı yaptığının bilincinde olmamasıydı. Henüz!

Neden bu yol? Bilmiyorum. İsa’yı yakalamak için gelen başkâhinler, din bilginleri ve kalabalık, İsa’yı tanımıyor muydu? O her zaman dolaşıyor ve öğretiyordu. O anda orada yani bahçede İsa dahil 12 kişi var. Bu şekilde bir ele verme planı yapıldığına göre, o 12 kişi içinden hangisinin İsa olduğunu ayırt etmek zor olsa gerek. Demek ki İsa öğrencileriyle benzer kıyafetleri giyiyordu, benzer görünüme sahipti. Günahlarımızı bağışlatacak olan Yüce Kral ve Mesih İsa, kelimenin tam anlamıyla, bizden birisi olmuştu!

Peki Yahuda neden ihanet etti? Tabii ki en başta, öyle olması gerekiyordu. İsa dedi: “Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya geldiniz? Her gün tapınakta, yanı başınızda öğretiyordum, beni tutuklamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oldu.”

Mezmur 41:9 Ekmeğimi yiyen, güvendiğim yakın dostum bile – İhanet etti bana.

Yeşaya 53:7 O baskı görüp eziyet çektiyse de – Ağzını açmadı. – Kesime götürülen kuzu gibi, – Kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi – Açmadı ağzını.

Matta 17:12 Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir.

Bunun dışında, elbette hayal kırıklığına uğramış olabilirdi. İsa beklenen Kraldı, ama hiç de hayal ettikleri gibi bir kral değildi. Egemenliği Roma’dan alıp İsrail’e verecek güçte ve otoritede bir kral olmak bir yana, bir silahı hatta başını yaslayacak bir yeri bile yoktu. Eğer ileride önemli bir dünyasal mevkiye gelmek isteseydiniz, İsa’nın yanında takılmazdınız. Bugün de öyle değil mi?

Tabii ki gerek geçmişte gerekse şimdi, dünyasal mevkilere sahip olmak için Hristiyanlık kullanılabilir. Hristiyanlık Roma’da resmi din olduktan sonra insanlar devlet kademelerinde yer sahibi olmak için Hristiyanmış gibi davrandılar. Bu her zaman vardı, gelecekte de olabilir. Ama çok önemli bir gerçek gözden kaçırılmamalı.

Yuhanna 18:36 “Benim krallığım bu dünyadan değildir.” Yahuda dahil birçok kişi o gün bunu anlamamıştı, bugün de anlamıyor. İsa bir Kraldır, Krallığı vardır, ama O’nun Krallığı bu dünyadan değildir.

1. Yuhanna 2:15-17 15 Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba’ya sevgisi yoktur. 16 Çünkü dünyaya ait olan her şey –benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur– Baba’dan değil, dünyadandır. 17 Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı’nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.

Yoksa İsa neden, Petrus başkâhinin kölesinin kulağını uçurduğunda onu iyileştirdi, Petrus’a kızdı? Bunu Markos’ta değil ama Luka ve Yuhanna’da okuyoruz. Yuhanna 18:11 İsa Petrus’a, “Kılıcını kınına koy! Baba’nın bana verdiği kâseden içmeyeyim mi?” dedi. Çünkü O’nun için önemli olan savaşarak oradan kaçmak değil, Baba’nın sözünü dinlemekti.

Sonuç olarak bundan sonra öğrencilerinin hepsi O’nu bırakıp kaçtı. “Keten beze sarınmış bir genç” hariç. Bu genç yakalandı, ama sonra keten bezden sıyrılıp o da kaçtı. Tabii ki burada isim yok, bilmek zordur. Ama burada bahsedilen kişinin, bu müjdenin yazarı Markos’un kendisi olduğu düşünülüyor.

Markos 14:53-65 İsa Yüksek Kurul’un Önünde

53 İsa’yı görevli başkâhine götürdüler. Bütün başkâhinler, ileri gelenler ve din bilginleri de orada toplandı. 54 Petrus, İsa’yı başkâhinin avlusuna kadar uzaktan izledi. Avluda nöbetçilerle birlikte ateşin başında oturup ısınmaya başladı.

55 Başkâhinler ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri, İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı tanık arıyor, ama bulamıyorlardı. 56 Birçok kişi O’na karşı yalan yere tanıklık ettiyse de, tanıklıkları birbirini tutmadı.

57-58 Bazıları kalkıp O’na karşı yalan yere şöyle tanıklık ettiler: “Biz O’nun, ‘Elle yapılmış bu tapınağı yıkacağım ve üç günde, elle yapılmamış başka bir tapınak kuracağım’ dediğini işittik.” 59 Ama bu noktada bile tanıklıkları birbirini tutmadı.

60 Sonra başkâhin topluluğun ortasında ayağa kalkarak İsa’ya, “Hiç yanıt vermeyecek misin? Nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?” diye sordu. 61 Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç yanıt vermedi.

Başkâhin O’na yeniden, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?” diye sordu.

62 İsa, “Benim” dedi. “Ve sizler, İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.”

63-64 Başkâhin giysilerini yırtarak, “Artık tanıklara ne ihtiyacımız var?” dedi. “Küfürü işittiniz. Buna ne diyorsunuz?”

Hepsi İsa’nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler. 65 Bazıları O’nun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak O’nu yumruklamaya başladılar. “Haydi, peygamberliğini göster!” diyorlardı. Nöbetçiler de O’nu aralarına alıp tokatladılar.

Neler olduğunu görebiliyoruz, değil mi? Bir anda kurul toplandı. İsa’ya karşı yalancı tanıklık yapacak insanlar aramaya başladılar. Onu bile doğru düzgün yapamadılar.

Başkâhin ilk kez sorduğunda İsa ona yanıt vermedi. Kendisini savunmadı. Ama ikinci kez, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?” diye sorduğunda, “Benim” dedi ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde: “Ve sizler, İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz” dedi.

İlk gelişinde Mesih, yüceliğini bırakarak geldi. Ama ikinci gelişinde yüceliğini herkes görecek.

Elbette başkâhin deliye döndü, çünkü İsa’nın ne demek istediğini anladı. İsa’nın Tanrısallığının ve Mesihliğinin beyanını küfür saydı ve giysilerini yırttı. Sadece başkâhin değil, “hepsi” diyor, yani bütün kurul oy birliğiyle İsa’nın Tanrı’ya küfrettiğine karar verdiler.

Okuması ve anlatması zor, ama bundan sonra bazı kişiler O’nun üzerine tükürdüler. Gözlerini bağlayıp O’na yumruklar attılar, öyle ki eğer peygamberse, kendisine vuran kişilerin kim olduğunu söyleyebileceğini düşünerek meydan okudular. Nöbetçiler de ona tokat atmaya başladılar.

Bu yüzden Tanrı bizi sıkıntılarımızda İbraniler 12:3 ile cesaretlendiriyor: Yorulup cesaretinizi yitirmemek için, günahkârların bunca karşı koymasına katlanmış Olan’ı düşünün. Bunu yeterince yapmıyorsak, bugünden sonra daha çok duayla bu konuyu Rab’be getirelim. Yorgun hissederseniz ve cesaretinizi yitirdiğinizi hissederseniz, Mesih’i düşünün.

Bir noktaya daha değinerek vaazı sonlandırmak istiyorum. O da İsa’nın, mayasından sakınılması gerektiğini öğrettiği din bilginleri ve Ferisilerin doğasındaki iki yüzlülüktür.

Bu metnin tarihsel arka planını incelediğimiz zaman, ilk bakışta görünmeyen bazı şeyler ortaya çıkıyor. Bunlardan birisi, Yahudilerin yüksek kurulunun iki yüzlülüğüdür. Şimdi size sadece bu apar topar bir araya gelen ve ölüme hükmeden kurulun, bu metinde doğrudan yazılmayan, ama sadece birkaç saat içinde kendi içindeki kuralları nasıl çiğnediğini göstermek istiyorum.

Görsel. (Bu maddelerin tümü William MacDonald’ın, Kutsal Kitap Yorumu isimli kitabından ve Kitabı Mukaddes’in Kutsal Kitap Sözlüğü’nden derlendi).

  • Gece toplanmaları yasaktır
  • Herhangi bir Yahudi bayramında toplanmaları yasaktır
  • Yalancı tanık aramaları yasaktır
  • Beraat kararı hemen verilebilirdi ama üzerinden bir gece geçmeden aleyhte karar vermek yasaktır
  • Tapınağın bulunduğu yerdeki “Yontma Taş” binası denilen yerde toplanmadıkları sürece, aldıkları tüm kararlar hükümsüzdür

Yasaya karşı gelmek ve Tanrı’ya küfretmekle suçladıkları İsa’yı öldürmek için, kendi yasalarını çiğnemekten hiç tereddüt etmediler.

Bugüne gelirsek, 2000 sene içinde dünyayla birlikte çok şey değişti ama insanın yüreği değişmedi.

Burada Yahudi din adamlarını okuyup onları kınayabiliriz, ama biliyoruz ki İsa’dan yüzyıllar sonra bazı Hristiyan din adamları da İsa’nın öğretisinden uzaklaştı ve Yahudi din adamlarının izlediği yolu izlediler. Eğer dikkatli olmazsak biz de aynı yolu izleme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.

Baba’da kalmak için İsa’ya bağlı olmalı ve her daim Kutsal Ruh’un yönlendirmesine açık olmalıyız. Aksi takdirde kendimizi, kınadığımız kişilerden de beter durumda bulmamız çok kolaydır.

Kendimizi Tanrı’nın gözünde iyi durumda görebiliriz, “şu veya bu günahtan dolayı Tanrı beni cehenneme atacak değil” deyip günahı küçümseyebiliriz ama eminim ki mahvolmaya giden insanların çoğu, bir gün kendisinin o durumda olacağını düşünmezdi.

Kutsal Kitap bunun örnekleriyle dolup taşar.

Rab bu konuda hepimizi yetkinleştirsin diye dua edelim.

Giotto – Scrovegni Şapeli (Padova, İtalya) – Kiss of Judas (Yahuda’nın Öpücüğü) – 1304-1306

VAAZ 2021.04.11

Markos 14:32-42

Getsemani Bahçesinde

32 Sonra Getsemani denilen yere geldiler. İsa öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi.

33 Petrus’u, Yakup’u ve Yuhanna’yı yanına aldı. Hüzünlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı. 34 Onlara, “Ölesiye kederliyim” dedi. “Burada kalın, uyanık durun.”

35 Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. “Mümkünse o saati yaşamayayım” dedi. 36 “Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun.”

37 Öğrencilerinin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. Petrus’a, “Simun” dedi, “Uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı? 38 Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.”

39 Yine uzaklaştı, aynı sözleri tekrarlayarak dua etti. 40 Geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. Onların göz kapaklarına ağırlık çökmüştü. İsa’ya ne diyeceklerini bilemiyorlardı.

41 İsa üçüncü kez yanlarına döndü, “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?” dedi. “Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor. 42 Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!”

Önceki bölüm / Petrus’un kendine güvenmesi

Şimdi Getsemani bahçesi / Aramice gat şemen = zeytin basma yeri / Yu.18:2 (bahçenin ismini vermiyor ama ele verildiği aynı bahçe için): İsa, öğrencileriyle orada sık sık buluşurdu.

Bu metinde öğrenciler, İsa ve Baba var. Bu 3 pencereden bakacağız.

1) Öğrencilerin penceresi: Bahçeye gelindiğinde İsa öğrencilerden istedi: “Ben dua ederken siz burada oturun.” Sonra yanına Petrus, Yakup, Yuhanna’yı aldı ve onlara dedi: “Burada kalın, uyanık durun.”

İsa dua edip geri geldiğinde onları uykuda buldu. İsa ikinci kez uzaklaşıp dua ettikten sonra geri geldiğinde yine onları uykuda buldu. Markos: Göz kapaklarına ağırlık çöktü, İsa’ya ne diyeceklerini bilemediler. / Markos’a güvenebiliriz, Petrus’a çok yakındı / İsa üçüncü kez dua edip geldiğinde onları yine uykuda buldu.

Bize de böyle olmuyor mu? / Hayatın zorlukları, beklenmedik sorunlar, çeşitli denenmeler geldiğinde duaya ne kadar yer ayırıyoruz? / Aslında bunlarla yüzleşirken yapılacak en önemli şey duadır ama bazen biz ona en az önem veririz.

Petrus, “Herkes sendeleyip düşse bile ben düşmem. Seninle birlikte ölmem gerekse bile seni asla inkar etmem” demişti / Şimdi İsa ona: “Uyuyor musun? Bir saat uyanık kalamadın mı?” dedi. / İsa için canını bile verebileceğini söylüyordu ama aynı zamanda O isteyince 1 saat uyanık kalamıyordu / İçimizde İsa için her şeyimizi feda edebileceğimizi söyleyebiliriz ama O bizden bundan çok daha azını istediğinde neden yapamayız?

İsa hepsine dedi: “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. Ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür.” / Ruhumuz çok şey yapmak ister ama beden güçsüz / İsa’nın isteği zayıflığımızı kabul etmemiz, uyanık durmamız ve dua etmemiz – bu şekilde ayartılmaktan korunacağız.

Üçüncü dönüşünde İsa: “Hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz? Yeter! Saat geldi. İşte İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor. Kalkın, gidelim. İşte bana ihanet eden geldi!”

İsa bu büyük sıkıntıdan geçerken, öğrencilerinden 1 saat boyunca kendisiyle birlikte dua etmesini istedi ama öğrenciler öğretmenleri için bunu yapamadı / 1 saat dua edemeyen bir öğrenci, denenme ve baskı geldiği zaman nasıl ayakta kalabilir?

Hamdolsun ki İsa öldü ve dirildi, zafer kazanıldı / Bugün iman hayatlarımızda hangi konularda sıkıntı yaşıyoruz? / Hangi denenmelerden geçiyoruz? / Tüm bu zorluklarla yüzleşirken, ne kadar zamanımızı duaya ayırıyoruz?

Dua edelim.

2) İsa’nın penceresi: Markos: İsa hüzünleniyor ve ağır bir sıkıntı duyuyordu. İsa: “Ölesiye kederliyim.” İsa’nın burada ne hissettiğini size anlatabilmek isterdim ama bunu anlamak mümkün değil / Acı ve utanç içinde öleceğini biliyor. Günahsız bir kişi için günah sunusu olmak nasıl hissettirir? / Günahsız olmaktan çok uzaktayız.

İsa yüzüstü yere kapandı ve dua etti / İlginç şeyler söyledi: “Mümkünse o saati yaşamayayım. Abba, Baba, senin için her şey mümkün, bu kâseyi benden uzaklaştır. Ama benim değil, senin istediğin olsun.”

İsa çarmıhtan vaz mı geçmek istiyor? / Bu mümkün değil – İsa ne için yeryüzünde olduğunu iyi biliyor / Yine de nasıl bir sıkıntı yaşayacağını bildiği için, başka bir yol olup olmadığını Baba’ya soruyor. Mümkünse o saati yaşamayayım.”

Başka bir yol aradı / Baba için her şey mümkündü ve O’ndan başka bir yol istedi / Gökyüzünden bir ses gelmedi / Başka yol olmadığında çarmıha gitmekten vazgeçmedi / İradesini tam anlamıyla Baba’ya teslim etti: “benim değil, senin istediğin olsun.” / Bu sayede günahlarımızı bağışlatabildi ve bize de aynısını yapmamız için örnek oldu

Şu anda hayatta en çok istediğimiz ve beklediğimiz şeyler nelerdir? Bunların kaç tanesinde dua ettikten sonra “benim değil, senin istediğin olsun” diyebiliyoruz?

Bir meydan okuma (challenge) / test: En çok istediğiniz şeyi düşünün. Gerçekleşmesi için dua ettikten sonra bu cümleyi söyleyin ve sessizce bekleyin / Eğer iradenizi gerçekten Tanrı’ya bıraktıysanız, bu cümlenin ağzınızdan değil yüreğinizden geldiğini hissedeceksiniz

Bu bir mucizedir çünkü istediğiniz şey nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın artık her durumda Tanrı’yı hoşnut edeceğinizi bilirsiniz

Eğer öyle hissetmiyorsanız (ki çok olasıdır-kendimden biliyorum), Tanrı’dan iradenizi O’na bırakmanız için yardım isteyin.

Aynı zamanda duanın önemi / İsa “ölesiye kederli” olduğu bir zamanda, dua etti. Öğrencilerini seçerken, sabah erken saatlerde, önemli olayların öncesinde hep dua etti / Tanrı’yla iletişim içinde yaşamak ve irademizi O’na teslim etmek konularında örnek oldu.

O’nu izleyelim.

3) Baba’nın penceresi. İsa Baba’ya dua etti. Baba ne yaptı?

Hiçbir şey / Aslında hiçbir şey yapmayarak bir şey yaptı

İsa sordu: “Mümkünse o saati yaşamayayım.” / İnsanların günahlarının bağışlanması için İsa’nın ölmesinden, gömülmesinden ve dirilmesinden başka bir yol var mıydı?

Cevap sadece sessizlikti. Elbette İsa’nın da dediği gibi Baba için her şey mümkündü. Ama O, insanlığın kurtulabilmesi için bu yolu seçti. İsa çarmıh üzerinde ölerek günahlarımızın bedeli olan ölüm cezasını ödeyecek, gömülecek ve 3. gün dirilecekti. / Zafer yolu buydu, Şeytan bu şekilde yenilecekti

Tanrı’yı gereğinden çok fazla insanlaştırmayı sevmiyorum / Ama Yar.1:27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. / Bazı açılardan Tanrı’ya benziyoruz

Mesela sevebiliyoruz (ki bence bundan daha büyük bir mucize yoktur) / Vaftizden sonra Baba, İsa için Mat.3:17 “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum” / Baba, Oğlu İsa’yı çok seviyor, O’ndan hoşnut

Getsemani’ye dönelim. Sevgili Oğlu, kendisine dua ediyor. “Mümkünse o saati yaşamayayım.” / Seven Baba, sevgili Oğlu’nun bu duasına cevap vermiyor

Birisi “Bu nasıl bir seven babadır?” diyebilir. Aramızda babalar ve anneler var / Hangi baba veya anne, çocuğu bir ameliyata girmek üzereyken onun görüntüsüne veya oradan kurtarılma isteğine yüreği dayanabilir? / Hayatımda babamı ağlarken gördüğüm tek zamanlar, benim ve kardeşimin ameliyatlarıydı

İşin gerçeği bir ameliyat, sağlığımız düzelsin diye yapılır. Bizler babalar ve anneler olarak, sağlığımız düzelsin diye yapılan ameliyatlarda bile çocuklarımıza kıyamayız ve isteklerine sessiz kalamayız.

Baba neden İsa’nın acı içinde ölmesinden hemen önceki bu isteğine sessiz kaldı? Göksel Babamız İsa o duayı ederken ne hissediyordu? Neden sessiz kaldı?

Yuh.3:16 “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.”

Tanrı, bizleri biricik Oğlu’nu verecek kadar seven bir Baba’dır. Belki de en değerlisini bizim için verecek kadar bizi sevdi / Neden? İman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun diye

Bir baba ve anne için evladından daha kıymetli bir şey olamaz. Ama Tanrı’mız bizim için Onu verecek kadar bizi sevdi.

Şükürler olsun.

İsa sözlerini bitirir bitirmez Yahuda oraya geldi ve İsa tutuklandı. Rab dilerse sonraki hafta bakacağız.

Şimdi dua edelim.

VAAZ 2021.04.04 Diriliş

1) Giriş

Yakın zamanda bir genç bana şu soruyu sordu: İncil’in içinde ona inanmanı sağlayacak kadar farklı olan ne var?

Güzel bir soru. Bazı insanlar bu sorunun cevabının 100 Amerikan doları olduğunu savunuyor. Biz kilise olarak her pazar günü aynı saatte bir araya geliyor ve İncil okuyoruz. Her kilisenin yaptığı gibi. İçinde para olmayan, ama dikkatli olmazsak para sevgisinin tuzak olabileceğinden bahseden İncil’i okuyoruz.

İncil’in içinde görgü tanıkları tarafından kaydedilmiş birçok olay vardır ve bunlardan bazıları sıradandır, bazıları enteresandır. Bazıları mantıklıdır, bazıları insan mantığının tamamen dışındadır. Bugün bahsedeceğimiz olay ise ne sıradan ne de mantıklıdır. 

Tersinden söylersek, bugün sıra dışı ve mantıksız bir olaydan, kelime anlamı “müjde, iyi haber” olan, aslında bir kitap olmayan, İsa Mesih’ten bahsedeceğiz. Çünkü İncil, İsa Mesih’in kendisidir.

2) İsa’nın Ölümü

Müjde şudur: Öğrencilerinden birisi İsa’yı ele verdi, İsa tutuklandı, aşağılandı, alay edildi, yüzüne tükürüldü, sövüldü, kırbaçlandı, elbiseleri paylaşıldı, başına dikenli bir taç takıldı, ellerinden ve ayaklarından çarmıha çivilenerek feci şekilde öldürüldü.

Meryem adındaki bakire bir kadından yeryüzüne geldi. Bir yemlikte doğdu. Bu adam sadece 30 küsür sene yaşayabildi. Yozlaşmış olan din adamlarını eleştirdi. Sonunda öldü.

“Bu ne tür bir müjde” dediğinizi duyuyorum. Size mantıklı dememiştim. İsa Mesih’in iyi haberi, kötü haberle başlıyor. Daha doğrusu, bizim gözümüzde kötü gibi görünüyor ama aslında bu Onun iyi haberidir.  

Adem ve Havva, Tanrı’nın “Bunu yapma, yaparsan ölürsün” dediği şeyi yapıp günaha düştüklerinde, Tanrı orada Havva’nın soyundan bir kurtarıcı vaat etti. Sonra İsrail ile bir antlaşma yaptı ve kuşaklar boyunca bu antlaşma devam etti. Bu antlaşmanın bir parçasına göre, Yahudi soyundan olan bir kral ve kurtarıcı gelecek ve yeryüzüne Tanrı’nın egemenliğini getirecekti.

İsa bu kral ve kurtarıcı olduğunu iddia etti. Halk büyük bir umut ve beklenti içine girdi. Çünkü Roma altında eziliyorlardı. Yalnız İsa’da farklı olan bir şeyler vardı. İsa, taçsız bir kral ve kılıçsız bir kurtarıcıydı. İsraillilerin beklediğinin tam tersi. Onlar sapanıyla yeni Golyat’ları bozguna uğratacak yeni bir Davut bekliyorlardı.

Tanrı’nın egemenliğini getirme görevine sahip olan kral ve kurtarıcı, takipçilerinin önünde bir çarmıh üzerinde öldüğünde, Onu takip edenler büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar. Egemenliği getirecekti, ama O, öldü. Sonra da gömüldü. Heyecan, yerini yas tutmaya ve göz yaşlarına bıraktı.

3) İsa’nın Dirilişi

Şimdi Markos 16:1-8 ayetlerini okuyalım ve İsa’nın ölümü ve gömülmesinden sonra olanları hatırlayalım.

1 Şabat Günü geçince, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar. 2 Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler. 3 Aralarında, “Mezarın girişindeki taşı bizim için kim yana yuvarlayacak?” diye konuşuyorlardı.

 4 Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler. 5 Mezara girip sağ tarafta, beyaz kaftan giyinmiş genç bir adamın oturduğunu görünce çok şaşırdılar.

 6 Adam onlara, “Şaşırmayın!” dedi. “Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer. 7 Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: ‘İsa sizden önce Celile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi, kendisini orada göreceksiniz.’ ”

 8 Kadınlar mezardan çıkıp kaçtılar. Onları bir titreme, bir şaşkınlık almıştı. Korkularından kimseye bir şey söylemediler.

İsa’nın ölümüne tanık olan kadınlar, İsa’nın cesedine sürmek için baharatlarını aldılar ve mezara doğru yola çıktılar. O zamanda haftanın ilk günü olan pazar sabahı çok erkenden yola çıktılar.

Akıllarında başka bir soru işareti daha vardı: Mezarın taşını kim yuvarlayacak? Mezara vardılar, başlarını kaldırıp baktılar ve kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.

Bu size oldu mu? Yani eminim eski tip bir mağara mezardan kocaman bir taş yuvarlamak zorunda kalmadınız. Ama hiç İsa’yı onurlandırmak için yola çıktığınızda, aklınızda hangi engellerin nasıl aşılacağını düşünürken, o an geldiğinde ve kafanızı kaldırıp baktığınızda, orada olacağını düşündüğünüz engellerin artık orada olmadığını gördünüz mü?

Beyaz kaftan giyinmiş genç adam onları şaşırttı. Adam “Şaşırmayın! Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer. 7 Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin: ‘İsa sizden önce Celile’ye gidiyor. Size bildirdiği gibi, kendisini orada göreceksiniz.’”

Onlara dirildikten sonra onlardan önce Celile’ye gideceğini zaten bildirmişti. Geçen hafta kilisede olanlar hatırlayacaktır, bu ayeti okumuştuk.

Geçen hafta ayrıca, Petrus’un inkarı hakkında konuşmuştuk. Bu ayetlerde Petrus’la ilgili olarak dikkat çeken bir şey fark ettiniz mi?

Melek Petrus’a özel olarak vurgu yapıyor gibi. “Şimdi öğrencilerine ve Petrus’a gidip şöyle deyin…” Petrus zaten Onbirler’den birisi değil mi, ayrıca Petrus demesine ne gerek vardı? Petrus günaha düştü ama İsa onu reddetmedi. İsa Petrus’u hala seviyordu ve onu görmek istiyordu. İlişkileri önceden olduğu gibi yine iyi olacaktı.

Bu arada kadınlar gördükleri ve “görmedikleri” karşısında korkudan ve şaşkınlıktan titriyorlardı. Onlara İsa’nın dirildiğinin habercisi olma görevi verildi ama onlar korkudan kimseye bir şey söyleyemediler.

Şimdi devam eden olaylara bakalım:

Markos 16:9-14 9 İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryem’e göründü. Ondan yedi cin kovmuştu. 10 Meryem gitti, İsa’yla bulunmuş olan, şimdiyse yas tutup gözyaşı döken öğrencilerine haberi verdi. 11 Ne var ki onlar, İsa’nın yaşadığını, Meryem’e göründüğünü duyunca inanmadılar.

 12 Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü. 13 Bunlar geri dönüp öbürlerine haber verdiler, ama öbürleri bunlara da inanmadılar.

 14 İsa daha sonra, sofrada otururlarken Onbirler’e göründü. Onları imansızlıklarından ve yüreklerinin duygusuzluğundan ötürü azarladı. Çünkü kendisini diri görenlere inanmamışlardı.

Öğrenciler üzüntüden yas tutup gözyaşı döküyorlardı. Meryem onlara İsa’nın dirildiğini haber verdi. Ama şaşırmayacağımız gibi, ona inanmadılar. Ondan sonra öğrencilere göründü. Kendisini diri bir şekilde görenlere inanmadıkları için onları azarladı.

Bundan sonraysa öğrencilerine bazı buyruklar verdi. Onlara bakalım.

4) İsa’nın Son Buyrukları

Markos 16:15-20 15 İsa onlara şöyle buyurdu: “Dünyanın her yanına gidin, Müjde’yi bütün yaratılışa duyurun. 16 İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek. 17-18 İman edenlerle birlikte görülecek belirtiler şunlardır: Benim adımla cinleri kovacaklar, yeni dillerle konuşacaklar, yılanları elleriyle tutacaklar. Öldürücü bir zehir içseler bile, zarar görmeyecekler. Ellerini hastaların üzerine koyacaklar ve hastalar iyileşecek.”

 19 Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrı’nın sağında oturdu. 20 Öğrencileri de gidip Tanrı sözünü her yere yaydılar. Rab onlarla birlikte çalışıyor, görülen belirtilerle sözünü doğruluyordu.

İsa öğrencilerine dünyanın her yanına gitmelerini ve Müjde’yi bütün yaratılışa duyurmalarını buyurdu. O’nun öğrencilerinden ne istediğine dikkat edelim. “Bütün dünyayı Hristiyan yapın” demedi. “Her ilde her ilçede kilise kurun” demedi. Bunlar belki doğal sonuçlar olabilir ama İsa bunları demedi. İsa, “Gidin ve Müjde’yi duyurun” dedi.

Bunu on bir kişiye söyledi. On bir kişi bütün yaratılışa Müjde’yi duyurabilir mi? İsa biliyordu ki onlar yüzler olacak, yüzler binler, binler on binler ve milyonlar…

Özetle, 1. Korintliler 15:3-4 Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.

1. Petrus 1:3-4 Rabbimiz İsa Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun. Çünkü O büyük merhametiyle yeniden doğmamızı sağladı. İsa Mesih’i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras sizin için göklerde saklıdır.

Kendi iyi işlerimizle kurtulamayacağımızı kabul edip, kendimizi Tanrı’nın önünde alçaltırsak, İsa’nın Mesih olduğuna, çarmıhta bizim günahlarımızın bedelini ödediğine ve üçüncü gün ölümden dirildiğine iman edersek, sonsuzluklar boyunca Tanrı ile birlikte olacağız.

İşte İncil budur. Müjde, İyi Haber budur. Sıra dışı bir olay, değil mi?

5) Bugün Bizim İçin Önemi

Peki İsa’nın ölmüş ve dirilmiş olması bugün bizler için neden önemlidir?

Dünyamızın hali ortada. Aslında sadece 21. yüzyılda değil, dünya ilk günahtan beri kötü ve adaletsiz bir yerdi. Her gün bir sürü insan hukuksuzluklara ve adaletsizliklere maruz kalıyor. Öldürülüyor, alıkonuluyor, evlerinden kovuluyor. Koronavirüs var, her gün bir sürü insan hastalanıyor ve ölüyor.

Son günlerde konuştuğum başka bir gence, Müjde’den bahsediyordum. Bana şöyle dedi: Sen bana İsa’dan bahsediyorsun, ama ben Tanrı’ya inanmıyorum ki! Beni bir konuda ikna etmek istiyorsan, önce Tanrı’nın var olduğuna ikna et!”

Bir süre ne diyeceğimi bilemedim. Sonra dua ettim. İlk aklıma gelen şey, Tanrı’nın var olduğuna ve İsa’nın Mesih olduğuna dair bazı kanıtlar oldu. Onları anlatmak istedim. Sonra aklıma, İsa Lazar’ı ölümden dirilttikten sonra arkasını dönüp giden insanlar geldi. O anda anladım.

Tanrı benden kimseyi bir şeye inandırmamı istemiyordu. Hayır, o benim görevim değildi. Zaten ben onu nasıl yapabilirdim? Bir insan inanmayı reddettiği sürece, onu nasıl aksine ikna edebilirsiniz? Onu sadece Tanrı’nın kendisi yapabilir.

Az önce okuduğumuz ayette İsa diyor: Markos 16:16 İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek. Tanrı herkese kendi seçimini yapması için özgürlük garanti ediyor.

Ona şöyle dedim: “Senin için yapmamı istediğin şeyi ben yapamam. Sadece Tanrı’nın bunu yapması için senin için dua edebilirim.” Tanrı’nın benden istediği şey, ona Müjde’yi duyurmamdı ve zaten duyurmuştum. Gerisi Tanrı’nın elindedir.

Bugün bu sıra dışı olayı dinleyen herkes de böylelikle Müjde’yi duymuş oldu. O zaman şimdi bizler için bir seçim zamanıdır.

İsa iki şey olabilir: Ya gerçekten Mesih’tir ya da ruhsal olarak sağlıksız bir adamdır. Çünkü O çetin sözler söylüyor.

Yuhanna 11:25-26 “Diriliş ve yaşam Ben’im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek…”

Önce buna iman etmek, sonra da bunu tüm yaratılışa duyurmak görevi bu yüzyılda Tanrı tarafından bizlere verildi.

İSA DİRİLDİ, ÖLÜM YENİLDİ! TANRI’YA ŞÜKÜRLER OLSUN, DİRİLİŞ BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.