VAAZ 2021.06.13

Vaazın Taslağı:

Yeşu 23,242. Korintliler 6:14-18 – Vaftizteki iman bildirimiz ve kilisenin tanıklığı

  1. Yeşu (Kutsal Kitap Sözlüğü)
  2. İlk veda konuşması (Yeşu 23)
  3. Yeşu halka hem cesur olmalarını hem de sözü yerine getirmeleri konusunda teşvik veriyor çünkü kendisine Tanrı teşvik vermişti 1:7 (23:1-13)
  4. Rabbin hiçbir sözü boş çıkmadı (23:14-16)
  5. Antlaşma şarta bağlı, halk sırtını dönmemeli (23:14-16) (2.Korintliler 6:14-18)
  6. İkinci veda konuşması (Yeşu 24)
  7. Terah’tan şimdiye tarihin kısa özeti (24:1-13)
  8. Rabbe kulluk etmeyi seçmek, Yeşu’nun seçimi (24:14-15)
  9. Antlaşma (Yeşu 24:16-27)
  10. Halkın söz vermesi, Yeşu’nun uyarısı ve halkın sözünü yenilemesi (24:16-21)
  11. Yeşu’nun ve halkın tanıklık vermesi (24:22)
  12. Yabancı ilahların atılması ve dikilen taş (Yapılan antlaşma) (24:23-27)
  13. İsa’ya olan iman bildirimiz ve devam eden tanıklığımız, ne durumdayız
  14. Vaftiz olduk, ama Tanrı’yla ilgili olarak her şey yolunda mı?
  15. Vaftizdeki iman bildirimiz, kilisenin tanıklığı, hepimiz birbirimize tanığız
  16. Ne durumdayız? Check up. Tüm hafta dua

1. Yeşu

Bugün Yeşu 23-24 bölümlerini okuyacağız (Bol Kutsal Kitap okumamız olacak). Ama öncesinde sizlere kısaca kendisinden bahsetmek istiyorum. Kutsal Kitap Sözlüğü’ne göre Yeşu, -Yahve kurtarıcımızdır- anlamına geliyor ve özellikle sürgünden dönen İsrailliler arasında çok yaygın olarak kullanılıyor (Şaşırmayacağımız gibi, çünkü Rab Yahve onları düşmanlarının elinden kurtarmıştı). Mısır’dan Çıkış 17’de anlatılan İsrail ve Amaleklilerin savaşında İsrail ordusunu genç yaşında yönetti. Hani Harun ve Hur, Musa’nın ellerini kaldırdıkça İsrailliler savaşı kazanmıştı, işte o sırada meydandaki savaşı o yönetiyordu. Çölde Sayım 13’te anlatılan, İsrail halkı vaadedilen toprakların kıyısına vardığında, Rabbin isteğiyle ve Musa’nın görevlendirmesiyle Kenan ülkesini araştırmaya giden 12 oymak önderinden bir tanesiydi. Hani şu 12 adamdan, korkmayan ve Rabbe güvenen 2 tanesinden birisi. Diğeri Kalev’di. Aynı bölümde kendisinin Efrayim oymağından olduğunu ve gerçek adının, Nun oğlu Hoşea olduğunu görüyoruz, ama Musa ona Yeşu adını verdi. Çölde Sayım 27’de, Tanrı’nın buyruğuyla, Musa tarafından Musa’dan sonraki önder olarak atandı. Yeşu önderliğinde İsrail vaadedilen topraklara girdi, Kenanlıları yendi ve Tanrı’nın buyurduğu gibi ülkeyi oymaklar arasında bölüştürdü. Öyle önemli bir önderdi ki, Yeşu 9’da anlatılan, Givonluların onu hileyle kandırması dışında Kutsal Kitap’ta Rabbe danışmadan yaptığı başka bir olay bulamadım. Rable birlikte yaşanmış dopdolu bir ömür geçirdi. 110 yaşında öldü. Yeşu, İsrail üzerinde o kadar etkili bir önder oldu ki, şu ayetler sanırım bunu en güzel şekilde anlatıyor: Yeşu yaşadıkça ve Yeşu’dan sonra yaşayan ve RAB’bin İsrail için yaptığı her şeyi bilen ileri gelenler durdukça İsrail halkı RAB’be kulluk etti (Yeşu 24:31). Yani sadece kendi döneminde değil ama yaptıklarını ve döneminde olanları hatırlayan nesiller yaşadıkça tüm halk Rabbe kulluk etti, yolundan şaşmadı. İşte bu adam, öleceğini anladığında halkı bir araya getirdi ve onlara 2 tane çok önemli konuşma yaptı. Öleceğini bilen bir adamın ölmeden hemen önce söylediği sözler, dikkatle incelenmeye değer. Bugün bu sözleri inceleyeceğiz ve kendimize neler çıkarabileceğimize bakacağız.

2. İlk Veda Konuşması

(Yeşu 23:1-13) 1 RAB İsrail’i çevresindeki bütün düşmanlarından kurtarıp esenliğe kavuşturdu. Aradan uzun zaman geçmişti. Yeşu kocamış, yaşı hayli ilerlemişti. 2 Bu nedenle ileri gelenleri, boy başlarını, hakimleri, görevlileri, bütün İsrail halkını topladı. Onlara, “Kocadım, yaşım hayli ilerledi” dedi, 3 “Tanrınız RAB’bin sizin yararınıza bütün bu uluslara neler yaptığını gördünüz. Çünkü sizin için savaşan Tanrınız RAB’di. 4 İşte Şeria Irmağı’ndan gün batısındaki Akdeniz’e dek yok ettiğim bütün bu uluslarla birlikte, geri kalan ulusların topraklarını da kurayla oymaklarınıza mülk olarak böldüm. 5 Tanrınız RAB bu ulusları önünüzden püskürtüp sürecektir. Tanrınız RAB’bin size söz verdiği gibi, onların topraklarını mülk edineceksiniz. 6 Musa’nın Yasa Kitabı’nda yazılı olan her şeyi korumak ve yerine getirmek için çok güçlü olun. Yazılanlardan sağa sola sapmayın. 7 Aranızda kalan uluslarla hiçbir ilişkiniz olmasın; ilahlarının adını anmayın; kimseye onların adıyla ant içirmeyin; onlara kulluk edip tapmayın. 8 Bugüne dek yaptığınız gibi, Tanrınız RAB’be sımsıkı bağlı kalın. 9 Çünkü RAB büyük ve güçlü ulusları önünüzden sürdü. Bugüne dek hiçbiri önünüzde tutunamadı. 10 Biriniz bin kişiyi kovalayacak. Çünkü Tanrınız RAB, size söylediği gibi, yerinize savaşacak. 11 Bunun için Tanrınız RAB’bi sevmeye çok dikkat edin. 12 Çünkü O’na sırt çevirir, sağ kalıp aranızda yaşayan bu uluslarla birlik olur, onlara kız verip onlardan kız alır, onlarla oturup kalkarsanız, 13 iyi bilin ki, Tanrınız RAB bu ulusları artık önünüzden sürmeyecek. Ve sizler Tanrınız RAB’bin size verdiği bu güzel topraklardan yok oluncaya dek bu uluslar sizin için tuzak, kapan, sırtınızda kırbaç, gözlerinizde diken olacaklar.

Ayet ayet bakmayacağız ama Yeşu burada genel olarak halkı 2 konuda teşvik ediyor: 1) Cesur olmaları, 2) Rabbin buyruklarını yerine getirmeleri. Yeşu bunu yapabildi çünkü bu cesareti Rabbin kendisinden almıştı: Yeter ki, güçlü ve yürekli ol. Kulum Musa’nın sana buyurduğu Kutsal Yasa’nın tümünü yerine getirmeye dikkat et. Gittiğin her yerde başarılı olmak için bu yasadan ayrılma, sağa sola sapma (Yeşu 1:7). Dikkat edelim: Şimdi halka söylediği sözler aslında Rabbin kendisine söylediği sözlerdi. O, hayatında bu sözlerin gerçekliğini yaşadı ve şimdi aynı sözlerle halkını teşvik ediyor. Kafasından güzel bir konuşma yaparak halkı etkilemeye kalkışmadı, bunun yerine Rabbin sözlerini konuştu. Kendi aklımızla yapacağımız konuşmalar, vereceğimiz öğütler boştur ve çıkmaza götürür. Rabbin sözleriyse yaşama götürür. Dolayısıyla bizler de kardeşlerimizle konuşurken ve öğüt verirken kendi aklımızla değil, Rabbin sözleriyle bunu yapmaya çok dikkat etmeliyiz. O’nun sözleriyle yaşamaya dikkat etmeliyiz. Yeşu sadece 1 kez Rabbe danışmadan hareket ettiğinde Kenan ülkesinde yaşayan Givonluları sağ bıraktı ve onlar İsrailliler Kenan’da yaşadığı tüm süre boyunca kendilerine tuzak, kırbaç ve diken oldu, aynen ayetteki gibi. Rab Yeşu aracılığıyla bereket sözleri veriyordu ama bu bereketlere sahip olmak için halkın itaat etmesi gerekiyordu.

Yeşu konuşmasına duygusal bir şekilde devam etti: (Yeşu 23:14-16) 14 “İşte her insan gibi ben de bu dünyadan göçüp gitmek üzereyim. Bütün varlığınızla ve yüreğinizle biliyorsunuz ki, Tanrınız RAB’bin size verdiği sözlerden hiçbiri boş çıkmadı; hepsi gerçekleşti, boş çıkan olmadı. 15 Tanrınız RAB’bin size verdiği sözlerin tümü nasıl gerçekleştiyse, Tanrınız RAB verdiği bu güzel topraklardan sizi yok edene dek sözünü ettiği bütün kötülükleri de öylece başınıza getirecektir. 16 Tanrınız RAB’bin size buyurduğu antlaşmayı bozarsanız, gidip başka ilahlara kulluk eder, taparsanız, RAB’bin öfkesi size karşı alevlenecek; RAB’bin size verdiği bu güzel ülkeden çabucak yok olup gideceksiniz.”

Bu ayetlerde hem büyük bir teşvik hem de büyük bir uyarı yatıyor. Büyük teşvik şudur: Tanrımız Rabbin verdiği sözlerden hiçbiri boş çıkmaz, hepsi gerçekleşir. Bundan emin olabiliriz çünkü bugüne kadar hep böyle oldu. Hiç saymadım, ama Kutsal Kitap, Yaratılış bölümünden itibaren yerine gelen vaatlerle dopdolu bir kitaptır. Ama yine de insanlar şüphe duyar. Mesela bazı insanlar Mesih’in ikinci gelişine şüpheyle yaklaşırlar. Aynı peygamberler yüzyıllar öncesinden Mesih’i müjdelediği zaman birçok insanın şüphe duyduğu gibi. Ama Mesih yine de belirlenen zamanda, belirlenen yerde geldi, değil mi? Rabbin sözü ilk gelişinde nasıl yerine geldiyse, ikinci gelişinde de öyle yerine gelecektir. Bu ayetlerdeki uyarı ise, İsraillilerin Rable yaptığı antlaşmayı unutmaması konusunda. Çünkü eğer halk Rable yaptığı antlaşmayı unutursa ve putlara dönerse, Rab bu sefer yok olanların İsrail halkı olacağına söz veriyor. Ve hatırlarsak, Rabbin verdiği sözlerden hiçbiri boşa çıkmaz, hepsi gerçekleşir. 

Yeni Antlaşma’da da bu konuda bir uyarı bulabiliriz. (2. Korintliler 6:14-18) 14 İmansızlarla aynı boyunduruğa girmeyin. Çünkü doğrulukla fesadın ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir? 15 Mesih’le Beliyal uyum içinde olabilir mi? İman edenle iman etmeyenin ortak yanı olabilir mi? 16 Tanrı’nın tapınağıyla putlar uyuşabilir mi? Çünkü biz yaşayan Tanrı’nın tapınağıyız. Nitekim Tanrı şöyle diyor:

“Aralarında yaşayacak,

Aralarında yürüyeceğim.

Onların Tanrısı olacağım,

Onlar da benim halkım olacak.” 17 Bu nedenle, “İmansızların arasından çıkıp ayrılın” diyor Rab.

“Murdara dokunmayın,

Ben de sizi kabul edeceğim.” 18 Her Şeye Gücü Yeten Rab diyor ki,

“Size Baba olacağım,

Siz de oğullarım, kızlarım olacaksınız.”

Tabii bu bölüm bazı aşırıcılar tarafından yanlış da kullanılabiliyor, o yüzden açıklayalım. Bu ayetler, kendimizi çevremizden soyutlamamız gerektiği anlamını taşımıyor. Sadece Rabbe ait olmayan kişilerle veya durumlarla aynı boyunduruğa girmemek konusunda bizi uyarıyor. Çünkü hem Rabde hem de başka bir yerde olamayız, ya O’ndayızdır ya da değilizdir. Rab tarafından kabul edilmek ve O’nun oğulları ve kızları olabilmek için sadece O’nda olmalıyız. Günahkarlarla birlikte olmakta bir sakınca olduğunu söylemek, İsa vergi görevlileriyle ve günahlarla birlikte aynı masada yemek yerken “Şu obur ve ayyaş adama bakın! Vergi görevlileri ve günahkârlarla dost oldu!” (Matta 11:19) diye O’nu kınayan Ferisilerle aynı görüşte olmaktır. Günahkarların arasında, kolay olmasa da, Rabbin bir çocuğu olarak bulunmakta bir sakınca olmadığı gibi, aslında bu bizim görevimizdir. Ama bu metnin asıl anlatmak istediğine odaklanırsak, o da hem Rabde hem de başka bir kişide veya yerde olamayacağımız, ve sadece Rabde olmamızın ve O’nunla birlikte yaşamamızın gerekliliğidir.

3. İkinci Veda Konuşması

(Yeşu 24:1-13) 1 Yeşu İsrail oymaklarının tümünü Şekem’de topladıktan sonra, İsrail’in ileri gelenlerini, boy başlarını, hakimlerini, görevlilerini yanına çağırdı. Hepsi gelip Tanrı’nın önünde durdular. 2 Yeşu bütün halka, “İsrail’in Tanrısı RAB şöyle diyor” diye söze başladı, “ ‘İbrahim’in ve Nahor’un babası Terah ve öbür atalarınız eski çağlarda Fırat Irmağı’nın ötesinde yaşar, başka ilahlara kulluk ederlerdi. 3 Ama ben atanız İbrahim’i ırmağın öte yakasından alıp bütün Kenan topraklarında dolaştırdım; soyunu çoğalttım, ona İshak’ı verdim. 4 İshak’a da Yakup ve Esav’ı verdim. Esav’a mülk edinmesi için Seir dağlık bölgesini bağışladım. Yakup’la oğulları ise Mısır’a gittiler. 5 Ardından Musa ile Harun’u Mısır’a gönderdim. Orada yaptıklarımla Mısırlılar’ı felakete uğrattım; sonra sizi Mısır’dan çıkardım. 6 Evet, atalarınızı Mısır’dan çıkardım; gelip denize dayandılar. Mısırlılar savaş arabalarıyla, atlılarıyla atalarınızı Kamış Denizi’ne dek kovaladılar. 7 Atalarınız bana yakarınca, onlarla Mısırlılar’ın arasına karanlık çöktürdüm. Mısırlılar’ı deniz sularıyla örttüm. Mısır’da yaptıklarımı gözlerinizle gördünüz.

 “ ‘Uzun zaman çölde yaşadınız. 8 Sonra sizi Şeria Irmağı’nın ötesinde yaşayan Amorlular’ın topraklarına götürdüm. Size karşı savaştıklarında onları elinize teslim ettim. Topraklarını yurt edindiniz. Onları önünüzden yok ettim. 9 Moav Kralı Sippor oğlu Balak, İsrail’e karşı savaşmaya hazırlandığında, haber gönderip Beor oğlu Balam’ı size lanet etmeye çağırdı. 10 Ama ben Balam’ı dinlemeyi reddettim. O da sizi tekrar tekrar kutsadı; böylece sizi onun elinden kurtardım. 11 Sonra Şeria Irmağı’nı geçip Eriha’ya geldiniz. Size karşı savaşan Erihalılar’ı, Amor, Periz, Kenan, Hitit, Girgaş, Hiv ve Yevus halklarını elinize teslim ettim. 12 Önden gönderdiğim eşekarısı Amorlu iki kralı önünüzden kovdu. Bu işi kılıcınız ya da yayınız yapmadı. 13 Böylece, emek vermediğiniz toprakları, kurmadığınız kentleri size verdim. Buralarda yaşıyor, dikmediğiniz bağlardan, zeytinliklerden yiyorsunuz.’ ”

Bu ayetlerde, Rabbin İbrahim’in babası Terah’tan başlayarak o ana dek halkı için neler yaptığı anlatılıyor. Daha doğrusu Rab halka neler yaptığını hatırlatıyor. Rab, sözlerini her zaman yerine getirdi, getirmeye de devam ediyor. Halkıyla her zaman, bir babanın çocuklarıyla ilgilendiği gibi ilgileniyor. Gerçekten de övgüyü, yüceliği ve tapılmayı hak eden bir Tanrımız var.

(Yeşu 24:14-15) 14 Yeşu, “Bunun için RAB’den korkun, içtenlik ve bağlılıkla O’na kulluk edin” diye devam etti, “Atalarınızın Fırat Irmağı’nın ötesinde ve Mısır’da kulluk ettikleri ilahları atın, RAB’be kulluk edin. 15 İçinizden RAB’be kulluk etmek gelmiyorsa, atalarınızın Fırat Irmağı’nın ötesinde kulluk ettikleri ilahlara mı, yoksa topraklarında yaşadığınız Amorlular’ın ilahlarına mı kulluk edeceksiniz, bugün karar verin. Ben ve ev halkım RAB’be kulluk edeceğiz.”

Yeşu, başından beri yaptığı çağrıyı tekrar ediyor: “RAB’den korkun, içtenlik ve bağlılıkla O’na kulluk edin.” Rabbe içtenlikle ve bağlılıkla kulluk etmenin gereği olarak da, eski ilahlarınızı ya da Rabbin yerine koyduğunuz ne varsa, atın gitsin. Ve en çarpıcı uyarısını da ekliyor: “bugün karar verin.” Yeşu halkın neye karar vermesini istiyor? Kime kulluk edeceklerine. Çünkü konuştuğumuz gibi, seçim çok nettir: Ya Rabdeyizdir, ya da değilizdir. Rabbi izlerken yaptığımız hatalardan bahsetmiyoruz. Bu dünyada yaşadığımız sürece mükemmel olamayız. Ama kararlılıktan bahsediyoruz, kime kulluk edeceğiz? Bu kararı henüz vermemiş kişiler var mı? Bugün karar verin. Yeşu ve ev halkı, Rabbe kulluk etmeye karar verdiler. Şuna çok dikkat edelim: Yeşu bu cümleyi Rable dolu bir yaşam yaşadıktan sonra, hayatının sonunda, yaklaşık 110 yaşında ve ölmek üzereyken söyledi. O zaman belki de zaman zaman bu kararı gözden geçirmek iyi bir fikir olabilir.

4. Antlaşma

(Yeşu 24:16-28) 16 Halk, “RAB’bi bırakıp başka ilahlara kulluk etmek bizden uzak olsun!” diye karşılık verdi, 17 “Çünkü bizi ve atalarımızı Mısır’da kölelikten kurtarıp oradan çıkaran, gözümüzün önünde o büyük mucizeleri yaratan, bütün yolculuğumuz ve uluslar arasından geçişimiz boyunca bizi koruyan Tanrımız RAB’dir. 18 RAB bu ülkede yaşayan bütün ulusları, yani Amorlular’ı önümüzden kovdu. Biz de O’na kulluk edeceğiz. Çünkü Tanrımız O’dur.”

 19 Yeşu, “Ama sizler RAB’be kulluk edemeyeceksiniz” dedi, “Çünkü O kutsal bir Tanrı’dır, kıskanç bir Tanrı’dır. Günahlarınızı, suçlarınızı bağışlamayacak. 20 RAB’bi bırakıp yabancı ilahlara kulluk ederseniz, RAB daha önce size iyilik etmişken, bu kez size karşı döner, sizi felakete uğratıp yok eder.”

 21 Halk, “Hayır! RAB’be kulluk edeceğiz” diye karşılık verdi.

 22 O zaman Yeşu halka, “Kulluk etmek üzere RAB’bi seçtiğinize siz kendiniz tanıksınız” dedi.

 “Evet, biz tanığız” dediler.

 23 Yeşu, “Öyleyse şimdi aranızdaki yabancı ilahları atın. Yüreğinizi İsrail’in Tanrısı RAB’be verin” dedi.

 24 Halk, “Tanrımız RAB’be kulluk edip O’nun sözünü dinleyeceğiz” diye karşılık verdi.

 25 Yeşu o gün Şekem’de halk adına bir antlaşma yaptı. Onlar için kurallar ve ilkeler belirledi. 26 Bunları Tanrı’nın Yasa Kitabı’na da geçirdi. Sonra büyük bir taş alıp oraya, RAB’bin Tapınağı’nın yanındaki yabanıl fıstık ağacının altına dikti. 27 Ardından bütün halka, “İşte taş bize tanık olsun” dedi, “Çünkü RAB’bin bize söylediği bütün sözleri işitti. Tanrınız’ı inkâr ederseniz bu taş size karşı tanıklık edecek.”

Halk Rabbi izleyeceğine söz verdi. Ama Yeşu ilginç bir şekilde buna karşı çıkar gibi konuştu. Yeşu, aslında hem Rabbe kulluk edip hem de putlara tapamayacaklarını söylemek istiyordu. Çünkü 23. ayette “Öyleyse şimdi aranızdaki yabancı ilahları atın” diyor. Demek ki hala yanlarında putlar taşıyorlar. Ama halk ısrar etti: “Hayır! RAB’be kulluk edeceğiz.” “O zaman Yeşu halka, “Kulluk etmek üzere RAB’bi seçtiğinize siz kendiniz tanıksınız” dedi. “Evet, biz tanığız” dediler.” Yeşu onları putlarını atmaya ve Rabbe dönmeye tekrar davet ettiğinde, yine söz verdiler. Tanıklık ettiler. Yani birbirlerini şahit tuttular. Yeşu da bu olaylara bir tanık olarak oraya sembolik bir taş dikti. Halkı evlerine gönderdi ve kısa bir süre sonra öldü.

5. İsa’ya Olan Tanıklığımızda Ne Durumdayız?

Yeşu önderliğinde İsraillilerin yaşamış olduğu bu olaydan bizler ne öğreneceğiz? Bu olay Kutsal Kitap’ta yer bulduğuna göre ve biz bunu 2021 yılında okuduğumuza göre, Tanrı’nın bunda bir amacı vardır. Bu amaç ne olabilir? Öncelikle şuna karar vermeliyiz: Kime kulluk edeceğiz? Henüz İsa’yı kabul etmemiş olsak da, 30 yıldır Hristiyan olsak da bu soruyu kendimize sormalıyız: Kime kulluk edeceğiz? Yeşu ve ev halkı, Rabbe kulluk etmeyi seçtiler. Bizim seçimimiz nedir? Şunun farkında mıyız: Tanrı’ya kulluk etmeyi seçmek, günümüzün putlarını ve Tanrı’nın yerine koyduğumuz her şeyi bırakmamızı gerektiriyor. Yeşu ve halk ile Tanrı arasında, Şekem’de bir antlaşma yapıldı, birbirlerini tanık tuttular ve oraya tanık olarak bir taş diktiler. Ya biz? Vaftiz olduk, ama vaftiz olduğumuz andan itibaren Tanrı’yla olan ilişkimiz mükemmel mi? Olmadığını biliyoruz, hiçbirimizin değil. Ama Tanrı bizden O’nu izlemeyi seçmemizi istiyor. Vaftiz olmak bir günde oluyor ama Tanrı’da kalmayı seçmek her gün yapılan bir iştir. Vaftiz törenlerinde, vaftiz olacak kişinin okuduğu iman bildirisini hatırlıyor musunuz? O iman bildirisini Nisan’da Emir kardeşim ve Şubat’ta Kanat abim kilisede vaftizlerinden önce okudular. O bildiride, İsa Mesih’e iman ettiğimizde kim olduğumuz, ve imanlı hayatımızda neler yapacağımızı ilan ediyoruz. Ardından Pastör önce vaftiz olacak kişiye soruyor: İsa’yı Rab ve Kurtarıcı olarak hayatına çağırdığını, O’nun çalmakta olduğu kapıyı açtığını ve yemek yemek için içeri davet ettiğini anlıyoruz. Bunu kilise topluluğu önünde bir kez daha onaylıyor musun? — Çarmıhını yüklenip O’nun ardından gideceğini, imanda ve O’nu tanımakta gün ve gün gelişeceğini ve İsa’nın bedeni olan kilisenin bir üyesi olarak Tanrı’nın senin için olan çağrısını yerine getireceğini kabul ediyor musun? Sonra da Pastör topluluğa soruyor: Söylediklerini duydunuz. Sizler de bu kişinin Rab’de olduğu beyanına tanıklık ediyor musunuz? Bir tanıklık veriyoruz, birbirimizi şahit tutuyoruz. Bu tanıklığımız sabittir. Hepimiz birbirimize tanığız. Peki vaftiz olalı ne kadar oldu, ve bugün ne durumdayız? Sözlerimizi yerine getiriyorsak, Tanrı bizden hoşnut kalacaktır ama sözlerimizi dikkate almayan bir yaşam sürüyorsak, kendi sözlerimiz bize karşı tanıktır. O zaman bu hafta şunu teklif ediyorum: Bu vaazdan hemen sonra kilise grubunda vaftizde vaftiz olacak kişinin okuduğu o bildiriyi paylaşalım. Bu haftaya özel olarak, bir ayet üzerinden değil de, kendi tanıklığımız üzerinden ve kendimiz için dua edelim. Bir ruhsal “check-up” yapalım. Eksik yanlarımızı Rabbe soralım. Öyle ki kendi sözlerimiz bizim aleyhimizde değil ama lehimizde tanıklık yapsınlar. Böylelikle Rabbi hoşnut eden yaşamlar sürelim. Şimdi dua edelim.

VAAZ 2021.06.06

1. Bir Hikaye

Adamın biri babasına karşı isyan eder ve evini terk etmek zorunda kalır. Uzun süre yabancı topraklarda, yabancıların yanında çok ağır şartlarda ve karın tokluğuna çalışır. Yıllar geçtikten sonra adam artık o kadar yorulmuştur ve sıkılmıştır ki, “bir mucize olsa da bu yabancı ülkeden ve yabancıların elinden kurtulsam” diye düşünür. O anda bir mucize olur ve oralı olmayan başka bir yabancı ona gelir. Bu yabancı, aslında genç adamın babası tarafından görevlendirilmiştir. Görevi, babanın oğlunu bulmak ve ona geri getirmektir

Genç adam buna çok sevinir ve hiç zaman kaybetmeden beraber tekneyle yola koyulurlar. Ama merhametsiz yabancılar onun öyle kolayca oradan ayrılmasına izin vermeyecektir. Peşlerine düşerler, fakat yakalayamazlar. Her ne zaman birileri onlara yaklaşsa, bir mucize olur ve tekneleri savrulur. Bir şekilde peşlerine takılanları atlatırlar ama çözülmesi gereken başka sorunlar vardır. Mesela açlık gibi. Ama ne zaman karınları acıksa, başka bir mucize olur ve her gün yemek saatinde oradan geçen bir balık sürüsüne rastlarlar ve onlardan istedikleri kadar alıp karınlarını doyururlar. Buna rağmen sorunlar bitmeyecektir. Bu sefer de fırtınalarla karşılaşırlar ama yine başka mucizeler olur, bir şekilde rüzgardan ve dalgalardan her defasında sağ çıkarlar.

Bu durum bir süre daha devam eder, oğul artık iyice sıkılmıştır ve söylenmeye başlar. Adama söylenir: “Beni bu denizde vurulayım, açlıktan öleyim ya da fırtınada boğulayım diye mi yola çıkardın? Bu denizden ve içindeki balıklardan tiksiniyorum artık! Bu denizde öleceğim ve asla eve dönemeyeceğim!” Ve hastalanır. Yanındaki, genç adamın babası tarafından görevlendirilen yaşlı adam ise olup biteni izlemektedir. Genç adamın isyanlarına dayanamayan görevli, adama sakin olmasını, panik yapmamasını söyler. Genç adama şöyle der: “Ölmeyeceksin, yaşayacaksın! Bu zorluklardan geçip evine sağ salim varacaksın. Merak etme.” Cebinden bir pusula çıkarır. “Bak, bu pusulayı görüyor musun? Bunu baban verdi. Tek yapmamız gereken şey bu pusulaya bakmak ve onun gösterdiği yöne doğru ilerlemek.”

Bunun üzerine genç adam sakinleşir, morali yerine gelir, hatta iyileşir. Pusulanın gösterdiği doğru yöne doğru sabırla ilerlerler ve sonunda eve sağ salim ulaşırlar. Baba oğul birbirlerine sevgiyle sarılırlar. Genç adam bu maceradan çok önemli dersler çıkarmıştır. En başta babasına isyan ettiği için pişmandır ve babasının onu ne kadar çok sevdiğini artık biliyordur. Eve dönmesi için aslında kendisinin bir şey yapması gerekmediğini, ama babasının zaten gerekli her şeyi sağladığını öğrenmiştir. Tek yapması gereken, babasının gönderdiği o pusulaya bakmak ve o yöne doğru gitmektir. Her türlü sıkıntıda babasının aslında onun yanında olduğunu ve onu korumak istediğini artık anlamıştır.  

2. Vaazın Mesajı

Bu hikayedeki genç adam gibi, bizi seven ve eve dönmemize yardım eden bir Göksel Babamız var. Bizi çok sevdiğini biliyoruz. Eve dönmemiz için aslında bizim bir şey yapmamız gerekmiyor, ama babamız bunun için gerekli her şeyi zaten bizim için sağlamıştır. Bizlere düşen tek şey ise o pusulaya bakmak ve doğru yöne gitmektir. Babamız her türlü sıkıntıda bizim yanımızdadır ve bizi korumak ister.

3. İsrailliler ve Tunç Yılan

Bir dönem İsrailliler Mısır’da köle olarak yaşadılar. Mısırlılar onları büyük angaryalara koştu, onların elinden büyük eziyet çektiler. Ama feryatları Tanrı’ya ulaştı ve Tanrı Musa aracılığıyla ve onun önderliğinde halkını Mısır’dan çıkardı. Firavunu ikna etmek için büyük mucizeler yaptı. Mısır’dan çıktıktan sonra takip edildiler ama Tanrı onları takip eden Mısırlıları denizde boğdu. Yollarını bulamadıklarında onlara gündüz bulutlarla ve gece ateşlerle onlara yol gösterdi. Halk çölde acıktığında onlara yerden ekmek bitirdi ve susadığında onlara kayalardan su sağladı. Tanrı, halkı İsrail’i çocuğu gibi gördü ve bir babanın oğluna baktığı gibi onlara baktı.

Sonra bir gün, vaat edilen topraklara doğru ilerlerken halkın sabrı tükendi. Hem Tanrı’ya hem de Musa’ya karşı şu kelimelerle söylendiler: “Çölde ölelim diye mi bizi Mısır’dan çıkardınız? Burada ne ekmek var, ne de su. Ayrıca bu iğrenç yiyecekten de tiksiniyoruz!” (Sayım 21:5). Bunun üzerine halkın arasına zehirli yılanlar geldi. Bu yılanların ısırdığı kişiler ölüyordu. Birçok kişi öldü. Halk Musa’ya geldi ve ondan şöyle bir istekte bulundu: “RAB’den ve senden yakınmakla günah işledik. Yalvar da, RAB aramızdan yılanları kaldırsın” (Sayım 21:7). Musa halkı dinleyip Tanrı’ya yalvardı. Sonucunda ne mi oldu? “RAB Musa’ya, “Bir yılan yap ve onu bir direğin üzerine koy. Isırılan herkes ona bakınca yaşayacaktır” dedi. Böylece Musa tunç bir yılan yaparak direğin üzerine koydu. Yılan tarafından ısırılan kişiler tunç yılana bakınca yaşadı.” (Sayım 21:8-9).

Tanrı neden halkı iyileştirebileceği birçok yol varken böyle bir seçeneği tercih etti? Öncelikle, sorun neydi? İsrailliler kendileri için büyük mucizeler gösteren ve onlarla bir babanın çocuğuyla ilgilendiği gibi ilgilenen Tanrı’nın yaptıklarını unuttular. Unuttular derken, belki olayların oluşunu hatırlıyorlardı ya da duymuşlardı ama o olayların ardında yatan Tanrı’nın sevgisini ve büyüklüğünü hatırlamıyorlardı.

Evet bu yolculuk herhangi birimiz için çok çetin olurdu. Ama onlar o kadar uzun süre ve art arda gelen zorluklarla karşılaştılar ki, odak noktaları artık zorlukların büyüklüğü olmuştu, Tanrı’nın sevgisini ve büyüklüğünü ise hatırlayan pek kalmamıştı.

Asıl sorun, Tanrı’ya bakmayı unutmuş olmalarıydı. Tanrı da onlara bir hatırlatma yaptı. Sizi yılan mı ısırdı? Yılanlardan kaçmaya çalışmanın bir faydası yok, sadece Tanrı’ya bakın. Zorluklar etrafınızı mı sardı? Onlardan kaçmaya çalışmayın, sadece Tanrı’ya bakın. Hedefinizi hatırlayın.

İsraillerin hedefi, Tanrı’nın onları götürmek istediği yere varmaktı. Tanrı bunu yapacak güce sahip olduğunu zaten ispatlamıştı ama onlar problemlere odaklandılar. Sizin hedefiniz nedir? Nereye varmak istiyorsunuz?

4. İsa ve Nikodim

Varmak istediğiniz yer Tanrı’nın Egemenliği mi? Oraya nasıl varabileceğinizi biliyor musunuz? İsa, kendisine hayranlıkla gelen Ferisi mezhebine bağlı olan Yahudi önder Nikodim’e şöyle dediğinde Nikodim çok şaşırdı: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.” (Yuh. 3:3). Şaşkın Nikodim, “Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?” diye sordu (Yuh.3:4). Fiziksel düşünüyordu, aynı bugün “İsa Tanrı’nın Oğludur” dediğimizde birçok insanın fiziksel düşündüğü gibi.

İsa şöyle yanıt verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ne giremez. Bedenden doğan bedendir, Ruh’tan doğan ruhtur. Sana, ‘Yeniden doğmalısınız’ dediğime şaşma. Yel dilediği yerde eser; sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan herkes böyledir” (Yuh. 3:5-8).

Nikodim’in şaşkınlığı devam ediyordu. “Bunlar nasıl olabilir?” diye sordu (Yuh. 3:9). O zaman “İsa ona şöyle yanıt verdi: “Sen İsrail’in öğretmeni olduğun halde bunları anlamıyor musun? Sana doğrusunu söyleyeyim, biz bildiğimizi söylüyoruz, gördüğümüze tanıklık ediyoruz. Sizler ise bizim tanıklığımızı kabul etmiyorsunuz. Sizlere yeryüzüyle ilgili şeyleri söylediğim zaman inanmazsanız, gökle ilgili şeyleri söylediğimde nasıl inanacaksınız? Gökten inmiş olan İnsanoğlu’ndan başka hiç kimse göğe çıkmamıştır. Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu’nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir. Öyle ki, O’na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuh 3:10-15). Amin.

Ve İsa yukarı kaldırıldı, Pavlus diyor ki: Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi (1. Korintliler 15:3-4).

5. Sonuç

Sevgili kardeşlerim ve büyüklerim, biz Babasıyla tartışan ve evini terk etmek zorunda kalanlarız. Biz Babamızın bütün korumasına rağmen zaman zaman bunun değerini unutan ve isyan eden, dik başlı evlatlarız. Başlangıçta Babamızla yola çıkan ama sonra zorluk seviyesi yükseldikçe O’nun geçmişte bizim için yaptıklarını unutan kişileriz. Zaman zaman bize sağladığı her şeye rağmen, gözleri kör olanlarız.

“Ne yaptı ki” deriz, “Neyimiz var ki” deriz. Biz, O’na bakmayı unutanlarız. Bu yüzden hep kafamız karışıyor. Biz, hikayedeki, sıkıntıda söylenen genç adamız. Biz, Tanrı’nın sağladığı yiyeceklerden tiksinen İsraillileriz. Biz, hayranlıkla İsa’nın yanına gelen, ama söylediklerini anlamayan Nikodim’iz.

Çoğu zaman “Benim ne yapmam gerekiyor” diye soruyoruz. Tek yapmamız gereken, cebimizdeki pusulayı çıkarıp onun gösterdiği yöne doğru gayretle kürek çekmek. Tek yapmamız gereken, hayatın yılanları bizi ısırdığında tunç yılana bakmak. Tek yapmamız gereken, İsa’ya gelmek ve O’nda yeniden doğmak. Tek yapmamız gereken bu adama bakmak. Çünkü o bizim pusulamız, tunç yılanımız ve kurtarıcımız, O Babamızın bizim için sağladığı kurtuluş yolu, O Babamızın biz eve geri dönebilelim diye bizi bulması için gönderdiği kurtarıcı, O, Yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’tir.

Varış noktamız her şeyin başlangıcındaki gerçek evimiz. Varmak istediğimiz yer Tanrı’nın Egemenliği. Bizi oraya götürebilecek tek kişi de İsa. O’nu izlememiz yeterlidir. Bunun için İsa’ya bakmayı her zaman hatırlayalım. Bakalım ki görebilelim.

(Bunu yapmak istiyorsanız ama nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, bu toplantıdan sonra beni arayın ve bu konuda konuşalım. Instagram’dan bizi izleyenler de profildeki telefon numarasından bize ulaşabilirler).

Şimdi dua edelim.