VAAZ 2021.06.27

2. TARİHLER 26

Uzziya hakkında genel bilgi

            Uzziya ne demek?

  • “Yahve benim gücümdür” (Kutsal Kitap Sözlüğü), (Azarya diye de geçiyor – 2. Krallar 14:21-22, 15:1-7).

            Krallığı hakkında genel bilgiler

  • (1,3) Babası: Kral Amatsya, annesi: Yeruşalimli Yekolya.
  • (1,3) Yahuda halkı onu kral yaptığında 16 yaşında.
  • (3) 52 yıl boyunca krallık yaptı (demek ki 68 yaşında öldü).
  • (4) Hayatı 2 bölüme ayrılıyor. İlk bölümünde Rab’bin gözünde doğru olanı yaptı. Babası Amatsya da Rab’bin gözünde doğru olanı yapmıştı.
  • (5) Zekeriya isimli bir kişi (bildiğimiz peygamber Zekeriya değil) ona Tanrı korkusunu öğretiyordu ve bu günlerde Uzziya Tanrı’ya yöneldi.
  • (8,15) Hayatının ilk bölümünde giderek güçlendi, ünü Mısır’a ve uzaklara kadar yayıldı.

Yükselişi- hayatının 1. bölümü   

            Bu zamanlarda hangi başarıları elde etti?

  • (2) Eylat Kenti’ni onarıp Yahuda topraklarına kattı.
  • (6) Filistlilere savaş açtı. Gat, Yavne ve Aşdot’un surlarını yıktırdı (Filist kentleri). Ardından Aşdot yakınlarında ve Filist bölgesinde kentler kurdu.
  • (8) Ammonlular Uzziya’ya haraç vermeye başladılar.
  • (9) Yeruşalim’de Köşe Kapısı, Dere Kapısı ve surun köşesi üzerinde kuleler kurup bunları sağlamlaştırdı.
  • (10) Şefela’da ve ovada çok sayıda hayvanı vardı. Kırda gözetleme kuleleri yaptırdı ve birçok sarnıç açtırdı.
  • (10) Toprağı da severdi, verimli toprakları, ırgatları ve bağcıları vardı.
  • (14) Bütün ordusu için kalkan, mızrak, miğfer, zırh, yay, sapan taşı sağladı.
  • (15a) Yeruşalim’de becerikli adamlarca tasarlanmış gereçler yaptırdı. Okları, büyük taşları fırlatmak için bu gereçleri kulelere ve köşelere yerleştirdi.

Kimler yardım etti?

  • (5) Rab’be yöneldiği sürece Rab onu başarılı kıldı.
  • (7) Filistlilere, Gur-Baal’da yaşayan Araplara ve Meunlular’a karşı Tanrı ona yardım etti.
  • (11-13) Savaşa hazır bir ordusu vardı. Sayım sonuçlarına göre yiğit savaşçıları yöneten 2.600 tane boy başı vardı. Bu boy başlarının komutasında ise krala yardım etmek için düşmanla yiğitçe savaşmaya hazır 307.500 askerden oluşan bir ordu vardı.
  • (15b) Ünü çok uzaklara yayıldı çünkü gördüğü olağanüstü yardım sayesinde büyük güce kavuştu.

Düşüşü- hayatının 2. bölümü

            Ne yaptı ve Tanrı bunu nasıl algıladı?

  • (16) Buhur sunağı üzerinde buhur yakmak için Rab’bin tapınağına girdi.
  • (16) Çok güçlenmişti ve kendisini yıkıma sürükleyecek bir gurura kapıldı.
  • (16) Tanrı’sı Rab’be ihanet etti. Tanrı’ya göre bu bir ihanetti.
  • (17) Uzziya’nın ardından Kahin Azarya ve yanında yürekli 80 kahin de onun ardından tapınağa girdi.
  • (18) Krala karşı çıktılar. Çünkü bunu yapmaya hakkı yoktu.
  • (18) Kahinlere göre Uzziya Rab’be ihanet etti ve karşılığında Rab Tanrı’nın onu onurlandırmayacağını söyledi.

            Neden yaptı? (“Tanrı neden yaptı” için “Uzziya neden yaptı”ya bakalım)

  • (16) Kendini gerçekte olduğundan daha önemli gördü. Bu güce Tanrı’nın, kahinlerin, ordunun ve tüm yardımcılarının olağanüstü yardımları sayesinde kavuşmuştu. Tek başına değil. Ama sonra güçlenince Tanrı dahil tüm yardımcılarını yok saydı. Gururlandı. Başarıyı ve onuru kendisi üstlendi. Gerçekte buhur sunma yetkisi yoktu, o görev kutsanmış kahinlere aitti ve bu yetki alanlarını Tanrı belirlemişti. Tanrı’nın belirlediği yetki alanını aştı.
  • (16) Aynı zamanda Tanrı’nın neyden hoşnut olup olmayacağını düşünüp danışmadan, tahmin ederek davrandı. Tapınakta buhur sunabileceğini ve Tanrı’nın hoşnut olabileceğini varsaydı. Halbuki o davranışı gerçekleştirmeden önce durup düşünmeliydi. Emin olamasa bile Tanrı’ya veya kahinlere danışarak hareket edebilirdi.
  • (16,18) Bunları yapmadı, Tanrı bunu kendisine ihanet saydı ve kral Uzziya’dan onurunu geri aldı.

Tanrı ne yaptı?

  • (19) Uzziya bu sırada kahinlere öfkelendi.
  • (19) Anında deri hastalığına yakalandı.
  • (20) Onu hemen dışarı çıkardılar (ki hastalandığını fark ettiğinde kendisi de çıkmak istedi).
  • (21) Kral Uzziya ölene kadar bu hastalıktan kurtulamadı. Ölene kadar ayrı bir evde yaşadı, sarayı ve ülke halkını kralın oğlu olan Yotam yönetti.
  • (21) Bu gururlu girişi, onun Rab’bin tapınağına son girişi oldu, ömrünün geri kalan kısmında bir daha tapınağa giremedi.

Tanrı’nın karakteri

  • Rab’be kendi isteğimiz herhangi bir yolla değil, sadece O’nun istediği yolla gelebiliriz. Tanrı böyle istiyor. O yol nedir?
    • İsa ile – Daha Rab’bi tanıma aşamasındayken bile, sonsuz yaşama nasıl kavuşabileceğimiz konusunda kendi fikirlerimiz vardır. Ama bunlar ne derece doğrudur? Mesela, iyi bir insan olarak sonsuz yaşama kavuşabileceğimizi düşünürüz (“Dinler aynıdır, hepsi aynı yola çıkar, yeter ki iyi bir insan ol” derler, ama öyle midir?). “Güzel vicdan olursa iyi ahlak sahibi olunur ve iyilikler yaparak sonsuz yaşama kavuşulabilir” derler. Ama vicdan gerçekten böyle mi işler? Gerçek nedir? Yuhanna 3:36 Oğul’a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul’un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Gerçek budur. Göksel Babamıza sadece O’nun istediği şekilde gelebiliriz, yani Oğlu İsa aracılığıyla. Bu bir lütuftur, bunu kazanmaya çalışmak aslında Babamıza bunu kendimizin yapabileceğini söylemek, O’nun yardımını reddetmek ve bu lütfa gerek olmadığını söylemek demektir. Uzziya örneğinde gördüğümüz gibi, Tanrı kendi istediği yolun dışında bir yolla O’na gelmemizden hiç hoşnut olmuyor. Zaten kabul de etmiyor. Benzer şekilde neden Habil’in sunusunu kabul etti ama Kain’in sunusunu etmedi?
    • Ayrıca itaat ile – İtaat alçak gönüllü olmaktır. Göksel Babamız kendisini Kutsal Kitap’ta tanıttı. O’nu tanımak için bu kitabı okuyabilir ve neyden hoşnut olup neyden olmadığını öğrenebiliriz. Sonra Kutsal Ruh’a izin verirsek hayatımızı buna göre şekillendirebiliriz. Tanrı’yı hoşnut etmenin en büyük yolu da O’nun sözüne itaat etmektir. Tanrı’nın neyden hoşlanacağını bilmeden, sadece kendi varsayımlarımızla hareket etmek felaket getirir. Tanrı’nın neyden hoşlanıp hoşlanmayacağını varsayamayız. Bunları bilmeli ve bilerek yapmalı veya yapmamalıyız. “Bu parayı şu şekilde kullanırsam Tanrı hoşnut olur mu? Bu işte çalışacak olmam Babayı onurlandırır mı? Aldığım bu araba ile kiliseye hizmet edebilir miyim? Bu hafta bu kişiyle irtibat kurmamı Tanrı istiyor mu? Tanrı kilisemizde hangi hizmetleri yapmamızı istiyor? Gelecek ay Maraş’a gidelim mi? Tanrı kilisemizin vakıf çatısı altında olmasını istiyor mu?” Kendi gerçeğimize göre değil, Tanrı’nın gerçeğine göre hareket edeceğiz. Gururlanmadan yaşamalıyız çünkü bugüne kadar başardığımız ve sahip olduğumuz her ne varsa onları bize Babamız sağladı. Kendimiz sağlamadık. Emek vermiş olabiliriz ama her şeyi sağlayan Tanrı’dır.
  • Sağlıklı yaşam örneği
    • Alanlarında uzman doktorların tavsiyelerine uymasak da bir şekilde yaşayabiliriz ama uyarsak yaşam kalitemiz yükselir. Su, şeker, palm… Bunun gibi, Babamızın buyruklarına uymak yaşam kalitemizi yükseltir. Aksi taktirde kurtuluşumuzu kaybetmeyiz belki ama sığ ve bereketsiz bir yaşamımız olur.
    • Kral Uzziya Rab korkusunu hatırladıkça Rab’be bağlı kaldı ve Rab’be bağlı kaldıkça Rab onu başarılı kıldı. Kutsama aldı, yardım aldı. Gururlanıp Rab’be ihanet edince ise ona verdiği onuru ondan geri aldı. Ruhsal çöküşe ve Rab’bin yargısına uğradı.
    • Hayatımızın geri kalanını nasıl yaşamak istiyoruz? Hangisini seçeceğiz? Tanrı’ya güvenip O’nu izlemeyi mi, yoksa kendi yolumuzdan gitmeyi mi?

VAAZ 2021.06.20

Bugün babalar günü. Bu vesileyle tüm babaların gününü kutlayalım. Bugün için en anlamlı kutlama, Göksel Babamıza şükran dolu, O’nun esenliğiyle dolu bir gün geçirerek mümkün olacaktır.

Bu özel günde birçok baba, çocuğundan çeşitli hediyeler alacak. Yeni bir not defteri, yeni bir gömlek, yeni bir ceket, ya da yeni bir bilgisayar veya cep telefonu. Yelpaze geniş, sektör harika! Alışveriş sitelerinde milyonlarca ürün var ve sipariş verdiğimizde en fazla birkaç gün içinde kapımıza kadar geliyor. Sadece babalar gününde mi? Hayır, bunun anneler günü var, sevgililer günü var, yıl dönümleri ve yaş günleri var. Bazıları için tanışma günü dönümü ve hafta dönümü bile olabiliyor. Bir sürü yeni eşya. Neden özel günlerde yeni eşyalar alıyoruz? Çünkü yeni eşyalar sadece çocukları değil, yetişkinleri de mutlu ediyor. Sevdiğimiz insanlara onlara değer verdiğimizi ve sevgimizi göstermek istiyoruz. Ölçüsünde ve bütçeye göre uygun bir hediye almak güzel bir davranıştır, sevgi göstergesidir. Hatta imanlı bir aile danışmanı olan Gary Chapman’a göre beş sevgi dilinden bir tanesidir.

Ama bu yeni eşyaların ortak bir özelliği var: eskiyorlar. Yeni not defteri sonraki babalar gününde dolmuş olacak. Yeni gömlek sonraki doğum gününde yıkanmaktan eskimiş olacak. Özellikle teknolojiyi düşünürsek, bu yılki cep telefonu bir sene sonra aynı işlevi görmeyecek. Aldığımız hediyeler nihayetinde eskiyecek ve hatta ürün çeşidine göre, bir süre sonra tamamen kullanılamaz hale gelecek. Kesinlikle “hediye almayın, bunlar kapitalist düzenin oyunlarıdır” demeye çalışmıyorum. Ama söylemek istediğim şudur: tüm bu hediyeler eskir, gelip geçicidir ve bu yüzden de bizlere sadece geçici olarak yararlıdır.

Bu hafta yeni bir şey fark ettim… Kutsal Kitap da yeni şeylerden söz ediyor! Hem de düşündüğümden çok daha fazla. Okumalarım ve araştırmalarım sonucunda yine fark ettim ki Kutsal Kitap’taki yeni şeyler asla eskimiyor, sonsuza dek ilk günkü gibi yepyeni kalıyor. Böyle bir şeyin nasıl mümkün olabildiğini merak ediyor musunuz? Kutsal Kitap aracılığıyla açıklamaya çalışalım.

(Koloseliler 3:1-4) Mesih’te Yeni Yaşam ‘Mesih’le birlikte dirildiğinize göre, gökteki değerlerin ardından gidin. Mesih orada, Tanrı’nın sağında oturuyor. Yeryüzündeki değil, gökteki değerleri düşünün. Çünkü siz öldünüz, yaşamınız Mesih’le birlikte Tanrı’da saklıdır. Yaşamınız olan Mesih göründüğü zaman, siz de O’nunla birlikte yücelmiş olarak görüneceksiniz.’

Mesih’e iman eden bir kişi, Mesih’le birlikte ölür ve dirilir. İsa’nın Nikodim’e dediği gibi: “Bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.” Tanrı’nın Egemenliğini görebilmek için “yeniden” doğmak gerekiyor. Vaftiz olurken simgesel olarak bunu gerçekleştiriyoruz. Suya giriyoruz ve İsa ile birlikte ölüyoruz, sudan yeniden doğmuş olarak çıkıyoruz. Şimdi ayet bize diyor ki: Madem ki Mesih’le birlikte yeniden dirildin, artık yeryüzündeki değerlerin değil, gökteki değerlerin ardından git.

Yeryüzündeki değerler nedir? Bu sorunun cevabını öğrenmek istiyorsanız, dünyadaki “başarı” ölçütlerine bakın. Çok para kazanmak yeryüzünde çok değerlidir, çok para kazanıyorsanız insanlar size saygı duyar. Geçtiğimiz yılın sonlarında kiralık ev ararken, bir ilan gördüm ve emlakçıyı aradım. Evin kira bedelini söyledikten sonra ne iş yaptığımı sordu. Biraz şaşırdım ve kütüphane görevlisi olduğumu söyledim. Emlakçının sesinin tonu değişti. Merakıma engel olamadım, ona eğer bir şirkette müdür olsaydım kira tutarının değişip değişmeyeceğini sordum. “Estağfurullah” dedi, “Öyle şey mi olur?” Ama kendisi bile farkında değildi, kazandığı aylık tahmini para miktarına göre insanları kategorize ediyordu. Bunun gibi, bundan 10 yıl kadar önce bir bankada asgari ücretle çalışıyordum ama insanlara bankada çalıştığımı söylediğim zaman, “Ooo” diyorlardı. Kuryelik yaparken tanıştığım bir arkadaşım 3. evini almak için günde 16 saat çalışıyordu ama o sırada karısı 4. çocuğuna hamileydi. Bir başka bir arkadaşımsa, tam zamanlı kuryelikle beraber aynı zamanda yarım zamanlı olarak güvenlik işinde çalışıyordu ve etrafındakilere sürekli bankada birikmiş parası olduğunu ve ev almak istediğini söylüyordu. Bunlar ölçüsünde olduğu zaman yanlış davranışlar değildir ama onlar para ve ev sahibi olmayı hayatlarının ana amacı haline getirmişti. Bunlarla her zaman ve her yerde övünüyorlardı çünkü bu, onların bu dünyada “başarılı olma” şekliydi. Kendilerine yeryüzünde hazineler biriktiriyorlardı ve bununla övünüyorlardı.

Peki İsa ne dedi? (Matta 6:19-21) ‘“Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.’

Ve Pavlus özetle diyor ki: “Madem ki Mesih’le birlikte dirildiniz, artık öldünüz, yaşamınız Mesih’te saklı. Göksel değerleri düşünün. Mesih göründüğü zaman O’nunla birlikte siz de yücelmiş olarak görüneceksiniz.” Mesih’i bu umutla bekleyebiliriz.

Koloseliler 3:5-11 ‘Bu nedenle bedenin dünyasal eğilimlerini –fuhşu, pisliği, şehveti, kötü arzuları ve putperestlikle eş olan açgözlülüğü– öldürün. Bunlar yüzünden Tanrı’nın gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine geliyor. Geçmişte bunlarla iç içe yaşadığınız zaman siz de bu yollarda yürüdünüz. Ama şimdi öfke, kızgınlık, kötü niyet dahil, hepsini üzerinizden sıyırıp atın. Ağzınızdan hiçbir iftira ya da edepsiz söz çıkmasın. Birbirinize yalan söylemeyin. Çünkü eski yaradılışı kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız; eksiksiz bilgiye erişmek için Yaratıcısı’na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz. Bu yenilikte Grek ve Yahudi, sünnetli ve sünnetsiz, barbar, İskit, köle ve özgür ayrımı yoktur. Mesih her şeydir ve her şeydedir.’

Göksel Babamız, bedenin ve ruhun dünyasal eğilimlerini öldürmemizi istiyor. Fuhuş, pislik, kötü arzular, açgözlülük, öfke, kızgınlık ve kötü niyet dahil, tüm olumsuz eğilimleri öldürmemizi istiyor. Ağzınızdan hiçbir iftira çıkmasın diyor, ki maalesef en olmaması gereken yer olan kilisede bile bazen ne kadar dedikodu ve iftiraya maruz kalabiliyoruz. Bunu hemen şimdi durdurmalıyız. Bir kardeşle sorunumuz olduğunda bizzat o kardeşle konuşmalı ve eğer başka bir kardeş bize gelip öbür kardeşimizden yakınıyorsa buna izin vermemeliyiz. Tanrı ayrıca ağzınızdan edepsiz söz de çıkmasın diyor. Biz farkında bile değilken, Hristiyan olduğumuzu bilen ve bizim her sözümüzü ve hareketimizi izleyen kurtulmamışların olduğunu hatırlamak çok önemli. Empati yapın, yeni bir ortama girdiğinizi düşünün. O grubu temsilen 2 kişi diğer arkadaşları hakkında acımasızca dedikodu yapıyor ve bel altı konuşmalar yapıyorlarsa o topluluk hakkında ne düşünürsünüz? Kimi temsil ettiğimizin farkında bir yaşam… Bir söz veya davranıştan önce bir an durup, Mesih’te kim olduğumuzu hatırlayarak bir yaşam yaşamalıyız. Çünkü ayette diyor ki: Yaratıcısı’na benzer olmak üzere yenilenen yeni yaradılışı giyindiniz. Yeni yaratılışı giyindiysek eskisini çıkarmamız gerekir. Mesih her şeydir ve her şeydedir.,

(Koloseliler 3:12-17) ‘Öyleyse, Tanrı’nın kutsal ve sevgili seçilmişleri olarak yürekten sevecenliği, iyiliği, alçakgönüllülüğü, sabrı, yumuşaklığı giyinin. Birbirinize hoşgörülü davranın. Birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab’bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. Bunların hepsinin üzerine yetkin birliğin bağı olan sevgiyi giyinin. Mesih’in esenliği yüreklerinizde hakem olsun. Tek bir bedenin üyeleri olarak bu esenliğe çağrıldınız. Şükredici olun! Mesih’in sözü bütün zenginliğiyle içinizde yaşasın. Tam bir bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin, mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyerek yüreklerinizde şükranla Tanrı’ya nağmeler yükseltin. Söylediğiniz, yaptığınız her şeyi Rab İsa’nın adıyla, O’nun aracılığıyla Baba Tanrı’ya şükrederek yapın.’

Amin. Ayetlerin anlamı son derece açık. Tanrı’nın isteği sevecen olmamız, iyilik yapmamız, alçakgönüllü olmamız, sabırlı ve yumuşak olmamız. Birbirimize hoşgörülü davranmamız. Az önce söylediğimiz gibi, şikayetimiz olan kişiyle bire bir konuşarak sorunu çözmemiz. Birbirimizi bağışlamamız ve sevmemiz. Mesih’in esenliğinin yüreklerimizde hakem olması, ki bir bedenin üyeleri olarak Tanrı bizi bu esenliğe çağırıyor. Yüreklerimizde bu esenlik var mı? Şükretmemiz. Bilgelikle öğretmemiz, öğüt vermemiz, mezmurlar, ilahiler ve ruhsal ezgiler söylememiz, şükranla Tanrı’yı övmemiz. Yaptıklarımızı Rab İsa’nın adıyla ve Göksel Babamıza şükrederek yapmamız. İşte Mesih’teki yeni yaşamımız. Mesih aracılığıyla Göksel Babamızda yeni daha başka nelerimiz var?

  • Yeni Antlaşma

(Luka 22:20) “Bu kâse, sizin uğrunuza akıtılan kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır.” Mesih’te, O’nun akıtılan kanıyla gerçekleşen yeni bir antlaşmamız var.

  • Yeniden Doğuş

(Yuhanna 3:3) “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.” Tanrı’nın Egemenliğini görebilmek için yeniden doğmamız gerekiyor, yani Mesih’e iman ettiğimizde yeni bir doğuşumuz var.

  • Yeni Bir Yaratık

(2. Korintliler 5:17) Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. Mesih’e geldiğimizde eski şeyler geçiyor ve her şey yeni oluyor. Mesih’te artık yeni bir yaratık haline geliyoruz, Mesih’te olduğumuz yeni bir yaratık var.

  • Yeni Bir Yürek

(Hezekiel 36:26) Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Tanrı halkına yeni bir yürek ve yeni bir ruh vereceğini vaat etti. Tanrı’da yeni bir yüreğimiz ve yeni bir ruhumuz var.

  • Yeni Bir Öğreti

(Markos 1:27) Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.” Halk, İsa’nın öğretisini böyle yorumladı. Mesih’te yepyeni bir öğretimiz var.

  • Yeni Buyruk

(Yuhanna 13:34) Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin. Muhteşem bir buyruk! Mesih’te yeni bir buyruğumuz var.

  • Yeni Bir İlahi

(Mezmur 40:3) Ağzıma yeni bir ezgi, Tanrımız’a bir övgü ilahisi koydu. Tanrı Davut’u kurtardığında onun ağzına yeni bir ezgi koydu. Tanrı bizi de kurtardı! Tanrı’da yeni bir ilahimiz var.

  • Yeni Yeruşalim – Yeni Yer ve Gök

(Vahiy 21:20) Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gökle yeryüzü ortadan kalkmıştı. Tanrı’da yeni bir gök ve yeni bir yeryüzümüz var, yeni bir yurdumuz var.

  • Yeni Bir Yaratılış

(Vahiy 21:5) Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi. Tanrı’da yeni bir yaratılışımız var.

Kardeşler, yeni şeyleri hepimiz severiz. İşte bunlar Mesih aracılığıyla Göksel Babamızda sahip olduğumuz yeni şeyler! Ve bu yeni şeyler, dünyasal yeni şeyler gibi değil. Onlar zamanla eskiyor ama göksel yeni şeyler asla eskimiyor. Her sabah yeni güne uyandığımızda bu yeni şeyler hala ilk günkü gibi yeniliğini koruyor. Ve onlar her gün üzerimize bereket olarak yağıyorlar. Tanrı’nın lütfu, merhameti ve bereketi her gün, her saniye üzerimize yağıyor. Hayatımızda ne sıkıntılar olup bittiğinden bağımsız olarak, bu bereketleri göklerden her gün alıyoruz. Bunun tadını çıkarıyor muyuz? Buna göre yaşıyor muyuz?

Bu derece büyük sevgisinden dolayı, babalar gününde Göksel Babamıza birlikte şükürlerimizi yükseltelim mi?

VAAZ 2021.01.03

Markos 10:46-52 Kör Bartimay’ın Gözleri Açılıyor

46 Sonra Eriha’ya geldiler. İsa, öğrencileri ve büyük bir kalabalıkla birlikte Eriha’dan ayrılırken, Timay oğlu Bartimay adında kör bir dilenci yol kenarında oturuyordu. 47 Nasıralı İsa’nın orada olduğunu duyunca, “Ey Davut Oğlu İsa, halime acı!” diye bağırmaya başladı. 48 Birçok kimse onu azarlayarak susturmak istediyse de o, “Ey Davut Oğlu, halime acı!” diyerek daha çok bağırdı.
49 İsa durdu, “Çağırın onu” dedi.
Kör adama seslenerek, “Ne mutlu sana! Kalk, seni çağırıyor!” dediler. 
50 Adam abasını üstünden atarak ayağa fırladı ve İsa’nın yanına geldi.
51 İsa, “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” diye sordu.
 Kör adam, “Rabbuni, gözlerim görsün” dedi.
52 İsa, “Gidebilirsin, imanın seni kurtardı” dedi. Adam o anda yeniden görmeye başladı ve yol boyunca İsa’nın ardından gitti.

Bu hikayeyi çok seviyorum çünkü Tanrı bu kısacık hikayeyle bizlere çok güzel gerçekler anlatıyor.

Adamın hayatını 3 evre olarak düşünelim.

1) İsa’yla karşılaşmadan önce: Fiziksel olarak sakat. Gözleri görmüyor. Dünyası karanlık durumda. Dilencilik yaparak hayatta kalmaya çalışıyor. Bu durumdaki bir insan bugün bile ne kadar zorluk yaşardı, 2000 yıl önceki bir devirde yaşayacağı zorlukları tahmin bile edemiyorum.

2) İsa’nın yakınında olduğunu duyduğu evre: Ne yaptı? Bağırdı! “Ey Davut Oğlu İsa, halime acı!” ne demektir? A) Sen Davut Oğlu İsa’sın, Davut’un soyundan gelen Kralsın, Kurtarıcımızsın! B) Ve benim, senin tarafından kurtarılmaya ihtiyacım var! Beni kurtarabilecek güçtesin, kurtar beni!

Ama yetti mi? Hayır. Birçok kimse onu azarlayarak susturmak istedi. İnsanlar onun İsa’yla buluşmasını engellemek istediler. Ama pes etti mi? Ne yaptı? “Ey Davut Oğlu, halime acı!” diyerek daha çok bağırdı.

İsa onu duydu ve durdu. Adamı çağırttı. Adam İsa kendisini çağırdığında abasını üzerinden atarak ayağa fırladı. Sevincini ve umudunu hayal edelim.

Sonra ona sordu: “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” Sanki bilmiyormuş gibi! O sevgi doludur.

Adam: “Rabbuni, (öğretmenim) gözlerim görsün” dedi, İsa, “Gidebilirsin, imanın seni kurtardı” dedi. İsa Yeruşalim’e girmek üzereyken bir can daha kurtardı.

İsrail’in gözleri görüyordu ama ruhu körleşmişti. İlginç olan, Bartimay’ın gözleri kördü ama ruhu değil.

3) Kurtulan adam minnet gösterdi. Yol boyunca İsa’nın ardından gitti. Luka 18:43 Adam o anda yeniden görmeye başladı ve Tanrı’yı yücelterek İsa’nın ardından gitti. Bunu gören bütün halk Tanrı’ya övgüler sundu.

Son zamanlarda İsa’ya gelmek isteyen ama tereddüt eden insanlar tanıyorum. Tereddüt etmeye gerek yok, İsa Davut’un soyundan gelen Kurtarıcı’nın ta kendisidir, tek yapmak gereken, doğruluğu zaten kanıtlanmış olan bu gerçeği kabul etmek, O’nun yardımına ihtiyacımız olduğunu kabul etmektir.

İsa’ya gelmeye çalışırken engellerle karşılaşıyorsanız, yalnız değilsiniz. Engeller her zaman olacak. Tanrı’ya gelmekte ne kadar engelle karşılaşırsanız, o kadar ısrarcı olun. İlk başta Bartimay İsa’ya gelmek istediği zaman azarlandı, ama sonra İsa onu duyduğunda ve çağırdığında “Ne mutlu sana! Kalk, seni çağırıyor!” dediler. İnsanların dedikleri değişir. İnsanlara değil, sadece İsa’ya bakın.

Bir kez O’na ihtiyacımız olduğunu kabul ettiğimiz zaman, O, aynı soruyu bize soruyor: “Senin için ne yapmamı istiyorsun?” O’na gelmekten korkmayalım, zayıflıklarımızı saklamaya çalışarak değil, olduğumuz gibi, zayıf ve muhtaç halimizle O’na gelebiliriz. Mükemmel olsaydık zaten O’na ihtiyacımız olmazdı.

Neticede bize ihtiyacımız olan kurtarışı veriyor ve sonrasında O’na minnet duyan hayatlar yaşıyoruz. Nasıl yaşamayalım ki?

Markos 11:1-11 İsa’nın Yeruşalim’e Girişi

11Yeruşalim’e yaklaşıp Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci ile Beytanya’ya geldiklerinde İsa iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşınızdaki köye gidin” dedi, “Köye girer girmez, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin. 3 Biri size, ‘Bunu niye yapıyorsunuz?’ derse, ‘Rab’bin ona ihtiyacı var, hemen geri gönderecek’ dersiniz.”
4 Gittiler ve yol üzerinde, bir evin sokak kapısının yanında bağlı buldukları sıpayı çözdüler. 5 Orada duranlardan bazıları, “Sıpayı ne diye çözüyorsunuz?” dediler.
6 Öğrenciler İsa’nın kendilerine söylediklerini tekrarlayınca, adamlar onları rahat bıraktı. 7 Sıpayı İsa’ya getirip üzerine kendi giysilerini yaydılar. İsa sıpaya bindi. 8 Birçokları giysilerini, bazıları da çevredeki ağaçlardan kestikleri dalları yola serdiler. 9 Önden gidenler ve arkadan gelenler şöyle bağırıyorlardı:
“Hozana!
Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!
10 Atamız Davut’un yaklaşan egemenliği kutlu olsun!
En yücelerde hozana!”
11 İsa Yeruşalim’e varınca tapınağa gitti, her tarafı gözden geçirdi. Sonra vakit ilerlemiş olduğundan Onikiler’le birlikte Beytanya’ya döndü.

Bu bölümden itibaren olayın seyri gerçekten değişiyor. Bu bölüme kadar, yani Markos 1. bölümden 11. bölüme kadar olan 10 bölümde, Vaftizci Yahya’dan, İsa’nın Yeruşalim’e girişine dek olan bütün hizmeti anlatılıyor. Ama 11. bölümden 16. bölümün sonuna yani Markos kitabının sonuna kadar, sadece son 1 haftayı anlatıyor. Yani bundan sonraki 6 bölüm, İsa’nın bedendeki son 1 haftasıdır.

Çok detaya girmeyeceğim ama İsa’nın öğrencilerden iki tanesini önceden gönderdiğini ve her olacak şeyi nasıl bildiğini görebiliyoruz. İsa’nın öğrencileri daha göndermeden önce onlara söylediği şeyler, öğrenciler yoldayken tam olarak gerçekleşti.

Ve İsa, daha önce üzerine hiç kimsenin binmediği bir sıpanın üzerinde, Yeruşalim girişinde halk tarafından Kral ve Mesih olarak karşılandı!

Zekeriya 9:9 Ey Siyon kızı, sevinçle coş!
Sevinç çığlıkları at, ey Yeruşalim kızı!
İşte kralın!
O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür.
Eşeğe, evet, sıpaya,
Eşek yavrusuna binmiş sana geliyor!

Bu bölümde sadece, halkın bağırışına birlikte kulak verelim istiyorum: (slayt)

“Hozana!
Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!
Atamız Davut’un yaklaşan egemenliği kutlu olsun!
En yücelerde hozana!”

Buradan geliyor: (İlk bakışta benzemese de):

Mezmur 118:25-26 Ne olur, ya RAB, kurtar bizi,
Ne olur, başarılı kıl bizi!
Kutsansın RAB’bin adıyla gelen!
Kutsuyoruz sizi RAB’bin evinden.

İbranice: hosa’ na Grekçe: hosanna Türkçe: hozana
Anlamı: Haydi kurtar! — Şimdi kurtar!

İbranicede 2 kelime ama Grekçeye ve Türkçeye tek kelime olarak geçmiş. Bizler “hamdolsun” anlamında da kullanıyoruz ama orijinal anlamı yukarıdaki şekildedir.

Yahudiler Musa’nın zamanından itibaren Çardak bayramı kutladılar. Çardak Bayramı Tanrı’nın sağladığı kurtuluşu hatırlatan bir bayramdır. Çardak bayramında ilk 6 gün, günde bir kez Mezmur 118:25 okudular. Bayramın 7. günü ise yedi kez okudular. Yani “Hozana” dediler. Ve bu mezmuru her okuduklarında, yapraklar ve dallar salladılar.

Her bayram bunu yaptılar ve bir süre sonra bu mezmur, artık onlar için, Mesih’in geleceğini ifade etmeye başladı.

Bu yüzden İsa sıpa üzerinde Yeruşalim’e girerken halk, Mezmur 118:25-26’yı söyleyerek ve çevredeki ağaçlardan kestikleri dallarla onu karşıladı. Bunun temsilini her Çardak Bayramında yapıyorlardı ve yüzyıllarca yaptıkları o temsil şimdi, önlerinde etten kemikten vücut almıştı. Tanrı’nın yüzyıllar öncesinden söylediği söz, işte önlerinde duruyordu.

Bu bize ne anlatıyor? Orada bulunan herkes, İsa’yı beklenen Kral ve beklenen Mesih olarak karşıladı.

Bu imanla ne yaptıkları konusu, başka bir konudur. Rab dilerse gelecek haftalarda hepsine bakacağız.

Bugünlük şu kadarını söyleyebiliriz ki, İsa’yı o gün Yeruşalim’de karşılayan halkın söylediği sözler, hayatımızda gerçekleşti ve gerçekleşiyor.

İsa gerçekten de beklenen Mesih ve beklenen Kral’dır, görkemli tahtında Egemenliğini sürecek. O’na övgüler olsun!

(Melek Meryem’e diyor) Luka 1:32-33 O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rab Tanrı O’na, atası Davut’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakup’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.

Vahiy 11:15 Yedinci melek borazanını çaldı. Gökte yüksek sesler duyuldu:
“Dünyanın egemenliği
Rabbimiz’in ve Mesihi’nin oldu.
O sonsuzlara dek egemenlik sürecek.”

Mesih’e ve Kral’a sonsuza dek övgüler olsun!

Rab her birimizi ve kilisesini bereketlesin.