Somut İman

Açılış

Günümüz dünyasında insanlar artık hayata daha maddesel bakıyorlar. Ateist bir arkadaşım vardı, bir gün bu arkadaşımla sohbet ederken bana bir Tanrı’ya inanmamasının sebebi olarak, gözüyle göremediğini bu yüzden de Tanrı’nın gerçek olmadığını söyledi. O’na yeryüzünü örnek gösterdim ve ağaçların, hayvanların, gökyüzünün kimin eseri olduğunu düşünüyorsun dedim. Büyük patlama ve evrim dedi. O’na rüzgarı da göremediğini ama gerçekten rüzgarın olduğunu söyledim. “Bu çocukları ikna etmek için” dedi. Şunu anlattım: Bilgisayarda bir yazı belgesi aç. İlk açtığında kaydet tuşu pasiftir, yani tıklayamazsın. Çünkü belgede yeni açılmıştır ve henüz kaydedecek bir değişiklik olmamıştır. Sonra belgedeki herhangi bir kelimenin sonuna gel ve boşluk tuşuna bir defa bas. Belgede herhangi bir değişiklik oldu mu? “Olmadı” dedi. O zaman kaydet tuşunun neden az önce pasifken şimdi aktif olduğunu sordum. Cevap veremedi. Çünkü dedim, bilgisayar boşluk tuşunu bir karakter olarak algılar. Eğer belgeyi kaydetmeden kapatmak istersen program seni uyaracaktır çünkü belgede değişiklik algılamıştır, çünkü sen hiçbir şey göremesende onun karakteri oradadır. O zaman biraz sinirlendi ve Tanrı’yı suçlamaya başladı. Açlıktan ölen çocuklardan, katillerden tecavüzcülerden, savaşlardan ve terörden, yeryüzündeki kötülüklerden dolayı Tanrı’yı suçlayıp durdu. Suçlamalara cevap vermek yerine, ona inanmadığı Tanrı’yı neden suçladığını sordum. Bir cevap veremedi, ama bu sohbet onu Tanrı’nın varlığına ikna etmeye de yetmedi. Yüreklerinde Tanrı sevgisi olmayan kişilerin yaptığı eylemlerden dolayı Tanrı’yı suçluyordu ama sorunun Tanrı’da değil, insanlarda olduğunun farkında değildi. Veya farkındaydı, ama sadece kabul etmiyordu. Günümüzde çoğu insan gözle görülemeyen yani soyut olan Tanrı ve iman hakkında alaycı konuşuyor ve başka bazıları yeryüzündeki kötülüklerden dolayı Tanrı’yı suçluyor. Tanrı artık problemlere bir çözüm olarak hiç düşünülmüyor. Hatta sanki problemin kaynağıymış gibi gösteriliyor.
Şimdi kısa bir video izleyeceğiz. Bu video Makedonya milli eğitim bakanlığı tarafından kullanılmış, kullanılış amacı ise Makedonya’ya okullarda yasaklanan din eğitimini geri getirebilmek.

Şimdi Kutsal Kitap’tan bir hikaye okuyacağız. Bu hikayede önce konuştuğumuz gibi, soyut olduğu için bağışlanmaya inanmayan ve Tanrı’yı suçlayan insanlar göreceğiz.
Markos 2:1-12 Bir Felçlinin İyileştirilmesi
AYET 1-2 Bölüm, “birkaç gün sonra…” diye başlıyor. Peki birkaç gün önce, yani Markos’un 2. bölüme geçmeden önce kaleme aldığı son bölümde neler olmuş? Markos 1:40-45 oku. Cüzamlı adam, İsa’dan şifa aldıktan sonra durdurulamaz bir şekilde paylaşmaya başladı. O kadar paylaştı ve haberler o kadar yayıldı ki, İsa artık ünlü oldu! Gideceği yerlere açık bir şekilde gidemeyeceği noktaya geldi. Ayette “Halk her yerden O’na akın ediyordu” diyor. Bu yüzden 2. bölümün başında yani birkaç gün sonra Kefarnahum’a geldiğinde ve evde olduğu duyulduğunda, o kadar çok insan toplandı ki, artık kapının önünde bile duracak yer kalmamıştı. Burada mucizeler yapan bir adam vardı ve insanlar mucize yapan adamı görmek istiyorlardı. Tanrı’nın gücünü gösterdiği zamanlarda insanlar bunu çekici bulur. İnsanlar yığın halinde geldiğinde, İsa onlara Tanrı sözünü anlatıyordu.
AYET 3-4 Bu arada kalabalığın en gerisinde, felçli bir adam vardı. Bir şiltenin üzerinde yatıyordu ve onu 4 kişi taşıyordu. Kalabalık yüzünden İsa’ya yaklaşamadılar. Dışarıdaki kalabalık onun İsa’ya yaklaşmasına engel oldu. Tanıdık geldi mi? Ne zaman birisi İsa’ya gelmek istese, bir veya birkaç engel çıkar. İlk defa kiliseye gelen kişi yolda durur ve içinden bir ses gerçekten mantıklı bir şey yapıp yapmadığını sorar. Vaftiz olmasına 1 hafta kalan kişi grip olur ateşi çıkar. Tüm duaları yanıtlanan kişi kiliseye gelmeye başladığında Tanrı’dan duyamamaya başlar. Tanrı’ya kendini adayan ve hizmeye başlayan kişi iş yerinden kovulur. Her zaman böyledir. Tanrı hayatlarımızda çalışıyor, hamdolsun, ama aynı zamanda günah da kapıda pusuya yatmış bir şekilde her zaman bekliyor ve İsa’ya doğru bir adım attığımızda hemen arkamızdan tutup bizi geri çekmeye çalışıyor. Eğer İsa’yı kabul etmeye hazırlanıyorsak kötü olan bizi bundan vazgeçirmeye çalışır. Eğer İsa’yı daha önceden kabul etmişsek bu sefer de O’na yaklaşmamızı engellemeye çalışır ve bizi İsa’dan mümkün olduğunca uzaklaşmaya zorlar. Şüphesiz ki Tanrı daha güçlüdür. Ama ne yapacağız?
Gerçekten İsa’yı bulmak isteyen ve O’ndan kurtuluş almak isteyen insanlar bir çözüm buldular. Engellere karşı bir yol aradılar ve bunun için mücadele ettiler. Bazen arkadaşları engel olduğunda, Nikodim gibi arkadaşlarından gizlice O’na geldiler. Bazen boyları engel olduğunda, Zakkay gibi bir ağaca tırmandılar. Bu felçliyi taşıyan kişiler ne yaptılar? Ayet 4 oku.
Damı delip açtılar ve adamı şilteyle birlikte aşağı indirdiler. Ya da, bir çözüm buldular. Belki de bu 4 kişinin isimleri şefkat, merhamet işbirliği ve kararlılıktı. İsa’ya yaklaşırken ya da birisini İsa’ya getirirken bu özelliklerle davranabiliriz. Bu eylemin sonucunda ne oldu?
AYET 5 – Oku İsa’nın onların imanından etkilendiğini söyleyebiliriz. Ama neden “Günahların bağışlandı?” Bu aslında biraz tuhaf. Neden? Çünkü konu felçti. Günah değildi. Adamın bedenini iyileştirip canını ihmal etmeyecekti değil mi? Bir kişinin başı ağrıdığında ve doktora gittiğinde, doktor ona ağrı kesici verip evine gönderebilir. Aldığı ağrı kesicinin etkisiyle bu kişi kendisini bir süre iyi hissedecektir. Ama birkaç saat sonra ağrı kesicinin etkisi geçmeye başlayınca yine başı ağrıyacaktır. Neden? Çünkü problem aslında çözülmedi, probleme sebep olan durum devam ediyor. Bir süreliğine iyileşen şey, sadece problemin sebep olduğunu bir belirtiydi. Problem devam ediyordu. Ama doktor bu kişiyi iyice muayene edip testler yapsaydı ve belirtisi baş ağrısı olan rahatsızlığı teşhis ve tedavi etseydi, o zaman baş ağrısı kalıcı olarak ortadan kalkacaktı. İşte İsa’nın yaptığı şey budur. O’na getirilen bu adamın geçici durumuna çare bulup, sonsuz durumunu düzeltmeden onu bırakmayacaktı. Bunun için “Günahların bağışlandı” dedi. Adam bağışlanma aldı ve bu durum bugün de geçerlidir. İsa çarmıha herkes için gitti herkesin kendisine gelmesini istiyor. 2 Korintliler 5:14-15’te şunu okuyoruz: “Yargımız şu: Biri herkes için öldü; öyleyse hepsi öldü. Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.”
AYET 6-7
Din bilginleri hemen “Günahların bağışlandı” ifadenin önemini yakaladılar. Bunu kaçırmaları mümkün değildi. Haklıydılar. Okudukları Kutsal Kitap onlara sadece Tanrı’nın günahları bağışlayabileceğini öğretiyordu. Bu nedenle, eğer başka bir kişi günahları bağışladığını söylüyorsa, ya bir terapiste görünmesi gerekiyordu, -ki o çağda bu konudaki terapi yöntemi onu öldürmekti-, ya da bu kişi Tanrı olmalıydı. O’nun Tanrılığını kabul etmek yerine, içlerinden O’nu küfretmekle suçladılar. İsa’yı suçladılar.
AYET 8-9 İçlerinden suçladılar, ama İsa’nın duyması için, dışlarından sesli bir şekilde konuşmalarına gerek yoktu. Ki bu da, başlı başına İsa’nın Tanrılığının bir kanıtıdır. Onlara şu soruyu sordu: “Hangisi daha kolay…?” İsa bu soruyu bize sorsaydı, cevabımız ne olurdu? Hangisi daha kolay? Aslında eğer mesele söylemekse, ikisi de kolay. Ama insani açıdan bakılırsa, ikisini de yapmak zor.
AYET 10-12 – Oku Buraya kadar İsa zaten felçlinin günahlarının bağışlandığını bildirmişti. Evet, ama bu gerçekten olmuş muydu? Din bilginleri felçli adamın günahlarının bağışlandığını görmediler. Çünkü bu soyut bir şeydi, gözle görülemezdi. Bu yüzden de inanmadılar. Bunun için de İsa onlara, felçlinin günahlarının gerçekten de bağışlanmış olduğunu göstermek için, onlara gözleriyle görebilecekleri bir şey verdi. Felçliye kalmasını, döşeğini toplamasını ve yürümesini söyledi. Adam bunlara anında karşılık verince, herkes şaşırdı. Çünkü böylesini daha önce hiç görmemişlerdi. Ama Musa’nın Kızıldeniz’i yarmasını Tevrat’ta belki yüzlerce kez okuyan bu insanlar, şimdi gözleri önünde gerçekleşen Tanrı belirtisine, karşı konulamaz bu kanıta rağmen, yine de inanmadılar. İnanç biraz da istek gerektirir, benim arkadaşım gibi, onlar inanmak istemiyorlardı.
ÖZET Evet, İsa’nın bir kez daha, yardıma muhtaç durumda olan bir insana yardım ettiğini görüyoruz. Felçli adamı taşıyan kişilerin, İsa’nın o kişiyi iyiliştirebileceğine dair inançları, güvenleri, imanları İsa’yı hoşnut etti. Buna karşılık İsa adamın sadece felcini iyileştirmedi, o anki problemi için şifa verdi ve aynı zamanda kalıcı çözüm olarak onun canını da kurtardı.
Ve hem de bunları yaparken herkese yetkisini de ilan etti ve bunu ispatladı. İsa’nın gerçekten de günahları bağışlama yetkisi vardır.
Çünkü o insan bedeninde aramızda yaşamış olan, Tanrı Söz’ünün vücut bulmuş hali, kendi ayaklarıyla çarmıha gitmiş, çarmıhta biz insanların günah bedelini ödemek için acılar içinde canını vermiş olan, ölümünün 3. gününde dirilerek yetkisinin ölümün de üzerinde olduğunu kanıtlamış olan, bize bağışlanma, bize kurtuluş ve bize Tanrı’yla sonsuz bir yaşam fırsatı sunan, günahsız kurban İsa Mesih’tir.
Bunun için O’na ne kadar şükretsek azdır, hamdolsun, bugün şu anda da hayatlarımızla da ilgilenmektedir. Ama aslında İsa bizi sadece hayatın geçici sıkıntılarından kurtarmıyor, sadece geçici olanları değil ama kalıcı ve sonsuz olan ruhumuzu da kurtarıyor.
Din bilginleri O’nun günahları bağışlayabileceğine inanmadılar çünkü soyut olan bağışlanmayı gözleriyle göremediler. Ama bağışlanma gerçekten her zaman soyut mudur? Bağışlanma her zaman gözle görünmez midir? Zakkay’ın İsa’yla konuştuktan sonra mal varlığını dağıtması soyut mudur? Oldukça gözle görülebilir bir değişimdir. İsa bu felçli kişiyi iyileştirdikten sonra hemen şiltesini toplaması, herkesin gözünün önünde çıkıp gitmesi, gözle görülebilir bir değişimdir. Bunu gören insanların Tanrı’yı övmesi, gözle görülebilir. Biz İsa’ya geldikten sonra hayatlarımızdaki değişim somut oldu mu? İnsanlar hayatlarımızdaki değişimi gözleriyle görebildiler mi? Görebiliyorlar mı?
İman bazen somuttur. Hem de en az İsa’nın ellerine dokunan Tomas’ın hissettiği kadar.
İmanımızı somut bir hale getirebilir ve insanların bunu açıkça görmesini sağlayabiliriz. Yüreğimizde Tanrı sevgisiyle yaptığımız Tanrı’nın isteğine uygun her eylem, Tanrı’nın varlığına somut bir kanıttır ve gözle açıkça görülebilir. Bu aynı zamanda insanlara gerçek Tanrı’yı gösterebilmemiz için en güzel fırsattır. Ama buna rağmen yine de inanmak istemeyen insanlar, bu hikayedeki din bilginleri nasıl ki mucizeyi açıkça görmelerine rağmen inanmadılarsa, inanmak istemezlerse yine de inanmayacaktır. Ama hatırlamalıyız: Tanrı somut iman gösterilmesinden hoşnut oluyor. Bizim amacımız insanları değil ama Tanrı’yı hoşnut etmektir.
O zaman bu konudaki eksiklerimizi Tanrı’nın bize göstermesi için ve bizi bu konuda yetkinliğe eriştirmesi için hep birlikte dua edebiliriz.
Elbette dua ederken hem bireysel olarak kendimiz için, hem de kilisemiz için bu konuda dua edebiliriz. Çünkü aynı eylemi kilise olarak da yapabilmemiz gerekiyor. Bir dua zamanı yapalım ve ilk olarak hep birlikte bu konuda da edelim.
Tanrı hepimizi bereketlesin. Amin.